GECE YOLCULUKLARI

DÜŞÜNEN VE SORGULAYANLAR İÇİNDİR

Anne duası Mayıs 9, 2008

Kategori: Dini Hikayeler, HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 1:02 pm

 

      ANNE DUASI..

 

    Musa Aleyhisselam bir gün: Ya Rabbi, Cennet’te benim komsum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüseyim, dedi. Musa Aleyhisselama söyle vahiy geldi. Falan beldeye git! Orada çarsinin basinda bir kasap dükkanivar. O dükkanin sahibi olan kasabi gör! O veli bir kulumdur. Yalniz bilesin ki, onun çok önemli bir isi  vardir. Çagirirsan gelmez. Iste o senin cennetteki komsundur. Musa Aleyhisselam hemen bildirilen  yere gitti. Kasabi buldu ve ona Ben sana misafir geldim, dedi.  Kasap Musa Aleyhisselami tanimiyordu.Ona Hos geldin deyip bir kenara oturttu. Dükkanda ki isi bitince de alip evine götürdü. Evinin bas kösesine otur  tup çok ikramda bulundu.

 

  Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip  ediyordu. Ev sahibi kasabin ocakta çömlek içinde, et pisirdigini  gördü. Et pisince çömlekteki eti küçük küçük parçalara ayirdi. Bunlari bir  tabaga koyup, bir kenara birakti. Sonra bir et parçasi daha  çikartip, onu da misafiri Musa Aleyhisselam’a ikram ederek dedi ki:  ‘Benim önemli bir isim var. Sen beni bekleme yemegini ye’! Sonra da yanindan ayrildi. 

 

    Önemli bir isim var deyince, Musa Aleyhisselam, önemli isi nedir diye merak  etti ve gizlice kasabi takip etti. Kasap Musa Aleyhisselam’in yanindan ayrildiktan sonra, yandaki odaya geçti. Duvarda asili duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar, mecalsiz  bir kadin vardi. Kadina küçük küçük  parçaladigi etleri yedirdi.Karnini güzelce doyurduktan sonra, altindaki kirlenmis bezleri aldi yerinetemizlerini koydu. Sonra kirli  bezleri yikayip astiktan sonra ellerini yikayip Musa Aleyhisselam’in yanina geldi, Daha yemege baslamadı ğını görenkasap sordu.

 

‘Niçin yemeğe baslamadiniz’? ‘Musa Aleyhisselam Sen bana zembildeki sirri söylemedikçe bir lokma bile yemem’. Dedi. ‘Mademki merakettin anlatayim’: Ey  misafir, bu zembildeki benim yasli annemdir. Çok yasli oldugu için takatten  düstü. Evde bakacak baska kimsem de yok. Evlenecegim, fakat hanimim annemi  incitir, onu üzer diye evlenemiyorum.

Işe gittigimde herhangi bir hayvanin  kendisine zarar vermemesi için onu gördügün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip iki ögün yemek yediriyorum. Diger hizmetlerini de  görüp gönül rahatligiyla işime gidiyorum. Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki: ‘Ancak  anlamadigim bir sey daha var’. Sen annene yemek yedirip su  içirdikten sonra, dudaklarini kipirdatip birseyler söyledi, sen de  AMIN dedin. Annen ne söyledi ki amin dedin ?

 

  Annem, her hizmet edisimde Allah seni Cennette Musa Aleyhisselam’a komsu eylesin diye dua eder. Ben , hiç ihtimal vermedigim halde, bu güzel duaya amin derim. Ben kimim ki, O büyük Peygamberle komsuluk edebileyim. Onunla komsuluk edebilecek ne amelim var ki. O zamana kadar kim oldugunu saklayan Musa Aleyhisselam, buyurdu ki : ‘Ey Allahin sevgili kulu, ben Musa’yim.  Beni sana Allah-u Tealâ gönderdi. Annenin rizasini kazandigin için  Cennet-i Â’lâyi ve orada bana komsu olmayi kazandin’. Kasap hemen kalkip Musa

Aleyhisselamin elini öptü ve sevinç içinde yemegini yedi. Allah-u Tealâ sizleri ANNE şefkatinden mahrum etmesin ve ANNE bedduasindan  uzak kilsin.

 

 

Akıl ve Hikmet Gözü İle Bakmak Nisan 26, 2008

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 10:56 pm

AKIL VE HİKMET GÖZÜ İLE BAKMAK

Bir gün bir bir tramvay yolculuğunda yol alırken bulunduğum vagondaki insanların farklı farklı çehrelerine takıldı aklım.Baktığım ama farketmediğim bir şeyin farkına varmışdım o gün.Sanki her insan ayrı bir heykel traşın eseri olan farklı,insan versiyonlar gibiydi.Sonra kendi kendime şu soruyu sordum.Acaba bir heykeltaraş önünde hiç bir model olmaksızın birbirine benzemeyen en fazla kaç yüz insan heykeli yapabilirdi.Sonra bunun mümkün olamayacağını düşündüm.Oysaki yaşadığımız dünyayı ve bu dünya üzerinde hayat süren bir birine benzemeyen altı milyar insanı ve daha canlı cansız nice varlığı var edebilen ve daha milyarlarcasını var edebilecek, olan mükem mel bir yaratıcı var.

Düşündümki ;her bir insan gözünün renginden,saçlarının rengine,saçlarının renginden,teninin rengine,boyuna, posuna ,karekter ve mizaçlarına varıncaya kadar her biri ayrı bir insan ve ayrı birer tasarım. Milyarlarca insanın her birisinin ayrı bir tasarım olduğunu düşünmek ise,bizleri var eden bu Mevlanın ne büyük bir kudret ve ilim sahibi olduğunu gösterir bize;Öyle bir büyük kudret ve ilim sahibi varlık ki değil onun ilmiyle yarattığı milyarlarca insan oğlunun bir birine benzemeleri yarattığı insanların parmak izleri dahi bir birine benzemiyor.O her yerde her yarattığı varlıkta varlığını ilmiyle bize haykırırken,diğer yandan gizlenmesi yine onun varlığının en büyük delillerindendir.Öyle bir varlıkki insanı bütün yarattıklarından üstün yaratmış,ona özel bir değer ve kıymet vermiş,insandan başka bütün yarattıklarını insanın emrine amade kılmış.Her şeyi insan için insanıda kendi için yaratmış.Acaba bunca nimetlerin içinde yaşayıpta bu nimetleri soframıza getirene ,bütün herşeyi emrimize sunup bizi şu varlık aleminin en üstünü olarak halk edene,bu yüce yaratıcıya günlük hayatımızda ne kadar yer veriyor, acaba onu ne kadar hatırlıyoruz. İşte insan varlığını var edeni bildikçe hissettikçe insandır.

Düşündükçe insan anlıyorki bir gövde bir baş ve iki ayak üstünde yürümekle insan olunmuyor , ve yine görmenin var olan gözlerimizle görmek değil,akıl ve hikmet gözüyle görmek olduğunu anlıyor insan. Bu dünyaya gelişini ve gidişini sorgulamayan yaşadığımız evrene akıl ve hikmet gözüyle bakamayacak kadar kör ve nasipsiz , milyonlarca insan var bu alemde ; Bu ise gözleri olup ancak aynaya bakıpta kendini görmemek kadar acı bir şey.Yazar Kemal Ural KÜÇÜK ŞEY YOKTUR isimli kitabında bu konuda şöyle diyor.

** İnsanın oluşumundaki trilyonlarca hücre bir düşünce,bir amaç,bir güç,bir bilgi taşımadan, kendi kendine bir araya gelerek duyan,düşünen,ağlayan,sevinen bir “ insan olabilirimi ? “

*** Sadece kalemi değil çizdiren elide görmek gerekir .Bir karıncadan bir gübre böceğinden burada ayrılır insan!

Evet İnsan oğlu bir ressamın ortaya çıkardğığı şaheser tablonun güzelliği karşısında hayran hayran bakarda bu güzelliği ortaya çıkaran,bu güzelliğe İmza atan o ressamı hiç aklına getirip düşünmez bile.İşte insan kainattaki cennet gibi güzelliklere bakıp hayran kalırken bu güzelliklerin sahibi olan Allahı hiç aklına getirmez bile.İşte insan oğlu dediğimiz varlık budur bizim.Yine bu konu ile ilgili olarak Yazar Kemal Ural KÜÇÜK ŞEY YOKTUR isimli kitabında şöyle diyor.

Nasıl ki…! okyanusta yolunu şaşırmadan ve kayalara çarpmadan ilerleyen bir gemi o gemide bir kaptanın varlığını bize gösteriyorsa; kainattaki ve evrendeki o KUSURSUZ VE HAYRETE ŞAYAN muntazam mükemmellik de hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söylüyor ve bize ALLAH VAR..! ! ! ! ! DİYE HAYKIRMIYORMU ?

Ne kadarda güzel bir ifade,hayatı sorgulamayan,insan olmanın değerini ve ayrıcalığını hissetmeyen,bu farkındalığın farkında bile olmayan bu dünyadan bir gölge gibi gelip geçen nice insanlar var bu dünyada

Bu kadar akıl ve hikmet gözü ile kör bir sürü insanın içinde bu nimetlerin farkında olabilmek ne büyük bir nimet bizim için. Böyle bedbahlardan olmadığımız için bir kez daha şükredelim yaradana.

Akıl ve hikmet gözünden mahrum olan nice körlerin bunca nimetler içinde yaşadıkları halde sanki kendilerine verilen bu nimetler kendi kazanımlarıymış gibi böbürlenmeleri, baba malı iİle huvardalık yapanlar gibi Allahın verdiği akılla Allaha kafa tutmaları onlar adına ne büyük bir nasipsizlik,ne büyük bir talihsizlik..

Kendi üzerlerinde hiç bir şeye malik olamayanların ( uykusu gelince uykusuzluğa,susayınca, susuzluğa, acıkınca, acıkmışlığa, v.s ) karşı koyamayıp acizliğini ortaya koyanların,sonra bu acizliklerini unutarak meydan okurcasına haşa bizde yarattık dercesine Allahın yaratma sıfatına ortaklık taslamaları ne büyük bir nasipsizlik.

Akıl ibret almak için, göz ibret nazarı ile bakmak için vardır.Ne yazıkki Bu ferasetten yoksun olanlara, bütün bu gerçekleri gözünün içine soksanız bile yinede hiç bir şey anlamazlar.Bu ise su içinde yüzen balığın sudan habersiz suda yaşaması gibi bir şey.Kuran bu tür insanları şöyle tarif ediyor.”Onların kulakları var ama duymazlar,gözleri var ama görmezler ,dilleri var ama doğruyu söylemezler.

Allah bizleri daima akıl ve hikmet gözü ile bakanlardan eylesin

Seiam ve Dua ile

Hikmet Gündüz

 

Hikmet Damlaları Nisan 25, 2008

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 9:25 pm

GÜZEL TESBİTLER,GÜZEL SÖZLER

****0-6 Yaş kişiliğin temel taşlarının atıldığı,köklü alışkanlıkların kazanıldığı dönemdir.

Çocuğun ince,zayıf güçsüz bileklerine,alışkanlığın bükülmez kelepçesi bu dönemde takılır.

Bu dönemde filizlenir ağaç olacak tohum..Bu dönemde açılır zihinde derin izler.

Tüm değerler çocukta;

0-6 yaş döneminde maya tutar,6-12 yaş döneminde çiçeklerini açar,tüm hayat süresincede meyvelerini verir.

0-6 YAŞ DÖNEMİ BİR ULUSUN YA KAZANDIĞI YADA KAÇIRDIĞI EN DEĞERLİ FIRSATTIR.

Asıl olan öğrenmenin zor olduğu değil ,öğrendiklerimizi unutmanın zorluğudur.

*** İnsanlar sonuçlara öfke ve nefret yağdırırda ,tohumlara nedense hiç başını çevirip bakmaz bile.

*** Göz sadece o anı,bardağı taşıran en son damlayı görür.gerçekte ise bardağı taşıran damlaların tümüdür.

Tedbir tohum toprağa düşmeden önce gereklidir.

*** Ve tekerrür eden şey aslında tarih değil tekrarlanan hatalardır.

***FELEKETLER, DERSİN BİR ÖZEL ÇEŞİDİDİR.GERÇEĞİN DAHA İYİ KAVRANABİLMESİ İÇİN,

ORTAMIN DEĞİŞMESİNE İHTİYAÇ DUYULUR BAZEN, BU DERS ALLAH’IN GAZABI KADAR RAHMETİNİDE TAŞIR

*** İnsan anlamak istemediği şeyin düşmanıdır.

*** Büyük yanlışlar yanlış anlamakla başlar.

*** Şarkı istiyorsan notalara,ağaç istiyorsan tohuma,güzel bir tablo içinse küçük fırça darbelerine yönelmelisin zira büyüğe küçükle erişilir.

*** Her tohum kendi meyvesini verir.İnsan dikkatle dünyaya baksa iki şey

“TOHUMLAR VE MEYVLER “ Yani neticeye neden olan başlangıç ve son.

***Doğruluk sevinç verir kalbe .Eğrilik kin ve kavga çıkarır.Başkasına yardımsa mutluluğu arttırır.

Korku mantığı yenilgiye uğratır.Korku aynı zamanda yalanın annesidir.Belki de tüm kötülüklerin.

*** Zerafet insanı karşı konulmaz yapar ve tatlı bir söz bütün ruhu istila eder.

***Acele ağacının meyvesi pişmanlıktır.Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.

***Taklit insanı kendinden uzaklaştırıp yapay bir hale sokar.Taklide özenen insan orijinal olmaktan çıkar.

*** Kalbi hırs bürüyen insandan adil olması beklenemez.

Işık ile karanlık,sevgi ile kin,güzellik ile çirkinlik,trafik lambaları gibidir biri yanınca diğeri sönüverir.

*** Yumuşaklık ve nezaket hangi şeyde bulunursa mutlaka onu süsler,hangi şeyden de çekilip alınırsa onu ayıplı ve kusurlu kılar.

*** Tembellik içinde erdem sararıp solar Erdem her aksiyonu söndüren bir hastalıktır.

*** İnadın gözü meleği şeytan görür.

***Çözümde görev almayanlar sorunun bir parçasıdır.

*** Düşünceniz ne ise hayatınızda odur.Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız düşüncenizi değiştirin.

*** İnsanı ahlakça zenginleştiren ve asil yapan yaradılış gayesini anlamaya yönelik çabalarıdır

***Allah küçük şeylere büyük görevler yükler,gurura kapılanlara dersini en acizlerle verir;

Nemrutu sivri sineklerle,Ebrehe ve ordusunu ebabil kuşları ile helak etmesi gibi

***Kıskançlık gözü kör kulağı sağır eder.Kıskançlık ve haset insandaki erdem duygusunu yer tüketir.

*** ALKIŞ ZAYIFLARIN AMACI VE SONUDUR.

***Taassup mantığa ve duyguya uzanan yolu kapar .

*** Kendini beğenmiş insan mutluluğu kendi rahatlığı üstünde değil ,

başkalarının acılar üstüne kurar.Bütün büyük yanlışlıkların altında gurur yatar.

*** İnsan içinde ne taşıyorsa dışındada onu bulur.

***Haksızlığı ve zulmü önleyebilecek ancak titreyen bir vicdandır.

***Hayat iyi ile kötü arsında bir yarış olarak özetlenebilir.Aslında insan bu yarışı kendi

içinde bütün bir ömür yaşar.

***okuyabilen için bu evrende bir kitaptır.

***İnsan özgürlüğü ile çoğu kez esareti seçer.

*** Bir devletin değeri onu oluşturan bireylerin değerine eşittir.

*** Dünyada çıkan orman yangınlarının %70 sigara kaynaklıdır.

*** Dünyada sizden üstün olana bakmayın ki Allahın nimeti gözünüzde

küçülmesin.(h.ş)

*** Fakir insan malı az olan değil,hırsı ve arzusu çok olandır.

*** Felaketlerin başlıca kaynağı ölçüsüz arzularımızdır.

*** Dostluk gündüz gözükmez o ateş böceği gibi geceleyin parlar.

*** Allah’ı anmadan çıkan her nefes ölü bir nefestir

*** aslından uzaklaşan her şey bozulmaya ,çürümeye ve nihayet yok olmaya

mahkumdur

*** İnsan önemsiz olsaydı ,güneş her gün yeniden doğmaz,ısıtmaz,ışık vermezdi.İnsan

önemsiz olsaydı çiçekler açmaz,ekinler başak,ağaçlar meyve vermez,gökten yağmur

yağmazdı.İnsan önemsiz olsaydı Allah onun için Peygamber göndermezdi.Her şeye

anlam kazandıran insandır.İnsan olmasaydı evren ne ifade ederdi ?

SEYİRCİSİZ BİR SAHNE DÜŞÜNÜLEBİLİRMİ HİÇ ?

*** NİCE İNSANLAR GÖRDÜM ÜZERİNDE ELBİSESİ YOK.NİCE ELBİSELER

GÖRDÜM İÇİNDE İNSAN YOK.

*** EBÜ’L HASAN HIRKANİ “gam ve keder isteyin ki göz yaşı doğsun,Allah

ağlayanları sever” demiştir.

*** İnsan acıyla yenileşir.Acı pişmanlıktır.Suçu ve günahı silen yalnızca acıdır.

*** “Bir noktaya kadar mutlu olabilmek için,o noktaya kadar acı çekmek gerekir.”

*** En çok acı çeken en iyisini yapandır.

*** “İNSAN BİR ÖĞRENCİ ISTIRAB ONUN ÖĞRETMENİDİR”

*** “ Hiçbir iyilik yoktur ki önünde bir yokuş bulunmasın” Malik bin dinar

*** Dünyada bir çok yarışma, en fazla birkaç saat sürer;Allah ise insanı bütün bir ömür

dener.Ne halde ne durumda bulunursa bulunsun,sabırla insanın “ gerçeğe dönüşünü

bekler”

*** İnsanın oluşumundaki trilyonlarca hücre bir düşünce,bir amaç,bir güç,bir bilgi

taşımadan,kendi kendine bir araya gelerek duyan,düşünen,ağlayan,sevinen bir

“ insan olabilirimi ? “

*** Radyo ve televizyon dalgalarını,mor ötesi ve kızıl ötesi ışınları göremiyoruz.

Göremediğimiz halde yer çekimini,göremediğimiz halde elektronun nötronun

Çevresinde yapmış olduğu dansı inkar mı ediyoruz ? Yaşadığımız evi yaptıran

Mühendisin varlığından hiç kuşku duyarmıyız ? Basit bir sandalyede marangoz

bilgisini kabul eden bir mantık,evren mucizesi önünde neden duraklıyor.

Allahın ihsan ettiği akılla Allah’ı inkar etmek bir çelişki değimli ?

*** DÜŞÜNCEYE PENCERE AÇILABİLMESİ İÇİN DOĞA ALLAHI HEM

GÖSTERİR HEM GİZLER.( Paskal )

*** Her hücre içindeki 46 kromozomda,her biri 20 milyon sayfa içeren 46 ciltlik dev bir

ansiklopediyi doldurabilecek kadar bilgi depolanmıştır.

*** Tohumun ağaç olması evrim değil gelişimdir.SANIK AYAĞA KALK EVRİMLE

BAYKUŞMU DEVEYE DÖNÜŞTÜ,YOKSA DEVEMİ BAYKUŞA ?

*** YOLUNU GÖRSÜN DİYE ,PROJÖKTÖRÜ KARANLIK DEHLİZLERDE KİM

TAKIYOR BALIĞA ?

*** Sadece kalemi değil çizdiren elide görmek gerekir .Bir karıncadan bir gübre

böceğinden burada ayrılır insan!

*** Hem,susuz kalmışlara bulut,karanlıktakilere güneş nasıl acıyabilir? Ne pamuklu

giyinelim diye pamuk üreten bitki, ne de vitamin alalım diye meyve veren ağaç

insanı düşünmez.Nerede hangi olayda yer alırsa alsın,hiçbir atomun yada

molekülün o şeyi yapmada bir fikri olmamıştır.

*** Kainatın her şeye gücü yeten sahibini bırakıp fani insanlara ve eşyaya bağlanmak,

Allah’a bağlı değerlerin dışında bir şeyi kutsal saymak,nimetleri doğa veriyor

demek, Allah’a şirk koşmaktır.İnsanın bir muhtaca verdiği şeyi ben veriyorum

demesi de şirktir.insan aşçının elindeki bir kepçe durumundadır insan,rızkı ben

veriyorum diyebilir mi ? kepçe

*** İnsan oğlu çoğu kez beğendiği şeyde aşırılığa kaçar tapıyorum sana der .Kardeş

yapma bir gölgeden başka bir şey değilsin sen,karşıda gördüğün şey de bir gölge

ancak.”Allah ve falan kişi isterse !” sözleri de sakıncalıdır.

Bir adam peygamberimize “Allah ve sen istersen “ deyince peygamberimiz beni

Allah’a ortak mı koşuyorsun,yalnızca “Allah dilerse de” buyurmuşlardır.

*** İNSAN HEDİYEYİ GÖNDERENİ UNUTUP HEDİYEYİ GETİRENİN

AYAĞANIMI ÖPER ?

*** “Allahın varlığı bir hakikati ifade eden geometrik teorilerden daha hakikidir”

( Descartes )

***Benim din duygum ,tabiat yasalarının düzeni karşısında şaşkın bir

hayranlıktır.Çünkü tabiatta öylesine yüksek bir akıl kendini göstermektedir

ki,insanın en ince düşünceleri ve buluşları,bu aklın yanında sönük bir

gölge gibi kalır.(Einstein)

*** Bilim zihni aydınlatarak inanca kapı açar.

*** Aklınızı bir başkasına vermeniz ,vücudunuzu vermenizden daha utanılacak bir

köleliktir .

*** Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız ne yaptığınızın önemi yoktur.

*** Bilgisizliğin en düşündürücüsü,Allah’ın mülkünde yaşayıp,onun verdiği nimetleri

yiyip,onun güneşiyle aydınlanıp,onun çiçeklerini koklayıp sonrada O’nun

varlığından habersiz yaşamaktır.

*** İnanç ,hayatı sadece yorumlamak değil,onun anlamına somut biçimde katkıda

bulunmaktır;insanın bu dünyada ne yaptığını,niçin yaşadığını,iyiliğe ne katkıda

bulunduğunu,kötülükler karşısında nasıl tavır takındığını kendine sormaktır.

*** Einstein derki “ bir ön yargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha

zordur”

*** İnançlı malın ve paranın yanında inançlı kalabilendir.

***İnsanın imzası geride bıraktığı izlerdir.

***Yaptığınız işin en iyisini yapın birde zamanında yapın o zaman insanlar sizi dağ

başında dahi olsanız bulacaklardır.

***Varsın ötedursun kargalar bülbüller onları bir gün susturacak.

***Düşünce çoğu kez kederin çocuğudur.

***Kötülük düşüncelere öfke bulaştığında başlar ve öfke aklın ışığını söndürür.

***Evrene bakılınca görülür ki her şey Allahın bir planıdır.Asıl önemlisi insan oğlunun

bu plandaki yerini bilip anlayabilmesidir.

***Şebnem gibi küçük bir mürekkep damlası bir düşünceye isabet ettiği zaman,öyle

kelimeler meydana gelir ki üzerinde binlerce,belki milyonlarca insanı düşündürür.

***Ne kadar bilge olursan ol senin bilgin karşındakinin anladığı kadardır.

***Barışı sevgiyi sadece erdem sağlar ,erdem ise gıdasını inançtan alır.İnanç ise

İslam dır.

***Hayat dikenli bir güldür olumlu çabalarımıza karşı çiçekleriyle,olumsuz ve yanlış

adımlarımıza karşıda dikenleri ile karşılık verir.

***Acı söz bazen derin bir sevgiden doğar.Ama insan sadece bu acı sözü duyar o sözün

çıktığı sıcak yüreği görmez

***Bilmek demek en ufak şeyin bütündeki yerini anlamak demektir.

***Tüm sistemler “izimler” gerçeğin ancak bir parçasıdır.Gücünü bir öncekinin

yanlışlık ve noksanlıklarından alır.Bir kaç parlak sloganla doğru oynamaya çalışır

***İnsan evrendeki ahenkten,yasadan habersizse,kitaplar arasında bir ömür dolaşsada

gerçeğe ulaşamaz.

***Doğruyu bulmak için gerçek nedene inmek lazım.Çocuk küfredince ,DİYOJEN

BABAYA BU NEDENLE TOKAT ATMIŞTI.

***GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR,GÜZEL DÜŞÜNEN İSE HAYATTAN

LEZZET ALIR.GÖZÜNÜ KORUYAMAYAN KİMSE DÜŞÜNCESİNİDE

KORUYAMAZ .

***Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz,bugünü anlayamayan kimse ise yarına

yürüyemez.İnsan ne kadar geriye bakarsa o kadar ileriyi görür..

***DÜN GEÇTİ DÜNE AİT SÖYLENMİŞ NE VARSA HEPSİDE DÜN GİBİ GELİP

GEÇTİ,BUGÜN YENİ BİR GÜN VE YENİ BİRŞEYLER SÖYLEMEK GEREK.

***

İYİLİK

Hayata anlam kazandıran şey sadece iyiliktir.İyilik bir ağaçtır ki çiçekleri sonsuza kadar açar.

İyilik öyle bir dildir ki,hem dilsizler konuşabilir hem de sağırlar işitir.

İyilik yegane eksilmeyen servettir.İnsanın bu dünyadan götürebileceği tek serveti iyiliktir.

ARI GİBİ ELİNDEN DURMADAN ALSALARDA BALINI YAŞADIĞI SÜRECE İYİLİK YAPMALI İNSAN

 

CEN.NET CAFE… Ağustos 16, 2007

Kategori: Güncel, HİKMET DAMLALARI, SİZDEN GELENLER, Yansımalar — geceyolculuklari @ 9:24 pm

CEN.NET CAFE…

Falanca Camii imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider.Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim CEN.NET CAFE… “fesüphânallah’ lar, estağfirullah’ lar çektirir hoca efendiye, hem de ardı arkasınca: Cafe işleten delikanlıya hacetini söyler:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki der gençlerin giripte bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak,huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir “fesuphanallah” daha çeker
ve:
- Âhir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine…
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur Abdullah amca. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. “Aferin” derken içinden, hayıflanır istemeden:
- Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.
Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, ne kendisine ne de acıdığı gençlere bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
- Buyurun amcacığım, ne soracaktınız?
- Sen Allah’ı bilir misin?
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir “fesuphanallah” daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır. Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca? Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah’ı, bana bir anlatır mısın?
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
- Bu bilgisayar ile biliyorum amcacığım.
- Bunlarla mı? Delikanlı pek anlayamadım.
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah’ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir. Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin denilen mendebur kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki: “Bu âlet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.” Darwin bile “çüşş lan deve” der. Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlanmış, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; yani bir mânâda farzı muhal buranın tanrısı benim. Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar
oluyor. Hemen yakalıyorum kerataları. “Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle! Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılıvereceğinizi mi zannettiniz? ” “Paramız yok abi!” derlerse; “Yok öyle yağma!” deyip cezalandırıyorum. İnternet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camlan silip tuvaleti temizlettiriyorum. Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insandan? Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatın, kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah’ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
-Ben Allah’ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır. Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama delikanlı ile muhabbete devam etmek istedi.
- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardıma olabilirim belki evlâdım.
- Neler yapmam gerektiğine dair surdan biliyorum amca: Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O’na ve sevdiklerine yer vermeliyim, onun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım. İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman onu söylemeli, onu anlatmalıyım. Son olarak bana verdiği bu bedeni onun nzası istikametinde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu onun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret…
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, bal demekle ağız tatlanmıyor ki! Gidilecek yolu bilmek ayn, usulüyle yolda yürüyebilmek apayn bir şey… Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFİS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir virüs programı bulmam lazım belki de..
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: TASAVVUF anti-virüs programlarından birisini gönül Hard-diskine kuruyorsun ve her gece kalkıp güncelleyerek, virüs taraması yapıyorsun evlâdım.
Delikanlı aldığı cevaptan hem şaşırmış hem hoşlanmışû. Hoca efendiye
tebessüm ederek:
- Amca bu programı nereden indirebiliriz acaba? Bildiğin bir site var mı? dedi. Hoca efendi aynı tebessümle cevap verdi:
- Bunun korsan sürümlerine çok dikkat etmek lâzım evlat. Ehline müracaat ederek lisanslı bir program yüklemelisin bence.
- Sizde var mı öyle bir program?
- Var da, ben yüklemeyi bilmiyorum, ama istersen tanıdık bir programlama biruzmanı tavsiye edebilirim.
- Çok sevinirim, diyen delikanlı, Abdullah Hoca ile tekrar buluşacaklan bir gün kararlaştırarak, hoca efendiyi dükkanından uğurladı. Ve ümit dolu tebessümlerle
arkasından bir müddet seyretti….


 GÖNDEREN CEMİLE KOCAER   ZEYTİNBURNU/İSTANBUL

 

NİYE…! ? Temmuz 6, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI, Şiirler — geceyolculuklari @ 11:09 pm

             

       

           NİYE ..?

Halikın yarattığına kul olan insan
Rabbinin kapısını unutmak niye ..?
Rabbinden gelmişken son peygamber kılavuz
Israrla zulmette yürümek niye..?

Bir düşün semayla yer arasını
Düşünmeyen bir başı taşımak niye
Gayesiz başı boş halıktan habersiz
Bu bedende bu canı taşımak niye

Geliş ondandır dönüşte ona
Bu gerçeğe gözünü kapamak niye..?
Varmı baki kalan zamanı durduran
Boşuna zamanla bu yarış niye..?

Sarayın köşkün olsa hepsi nafile
Bu yırtınış bu çaba bu hırsın niye
Hani arzı titreten şahlar sultanlar
Kıssalardan hisse almamak niye..?

Hikmet GÜNDÜZ 15/03/1995

Önemli uyarı

Şiirlerimiz yasal olarak güvence kapsamında olup

şiirleri kaynak ( site adresi ) vermeden ve şairini ismini

yazmadan yanılanması ve kullanılması yasaktır

bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkıdır

 

BAKMAK VE GÖRMEK Haziran 29, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 11:16 pm

  

SANA DİYORUM SANA…..!

 Aynanın karşısına geçtin saçlarını şöyle bir

düzelttin ve oradan hızla uzaklaştın.

Orada göreceğin başka bir şey yokmuydu ? ?

***Bir oksijen çadırı gerilmiş üstümüze..Günde 23040 defa nefes alıp veririz.Bir nefesin ardından hemen öbür nefes gelir;yani tam ölüyorken dirilir insan.                                                                                             

***Kalp ise günde 103389 defa atar,durup dinlenmeden vücuda kan pompalar, günde 6000 litreye ulaşır toplam miktar.

***Normal bir insanın vücudunda her saniyede 8 milyon hücre ölür,bir o kadar yeniden yaratılır.
 

*** İnsan beyni 10 milyar sinir hücresini kapsar bu hücrelerin her biri diğer hücrelerle 25.000 bağlantı kurar.

***Bir insandaki kan,ve kılcal damarlarının uzunluğu 80.000 kilometredir.

***İçimizde nehirler akıyor,laboratuarlar kurulmuş,fabrikalar,motorlar çalışıyor.Vücudumuz ne yapacağını dünyanın bütün bilim adamlarından daha iyi biliyor.

BÜTÜN BUNLARA “BANA NE” DİYEBİLİRMİ İNSAN ????

 Farkında olmadığı bir gizi ,içinde ömür boyu gezdiren insan, Acaba   tanıyor mu kendini ? İnsanlar  dağların zirvelerini,okyanusları,ırmakları gezip görmek için binlerce kilometre yol alırda, en büyük mucize olan; kendi varlığının farkına bile olmadan bu dünyadan göçüp giderler.

YAZAR KEMAL URAL ( KÜÇÜK BİRŞEY YOKTUR KİTABIMDAN )

 

HERŞEY BİR HATIRLATMA HERŞEY BİR ÇAĞRIDIR Haziran 29, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 11:02 pm

 Nasıl ki…! okyanusta yolunu şaşırmadan ve kayalara çarpmadan ilerleyen bir gemi o gemide bir kaptanın varlığını bize gösteriyorsa; kainattaki ve evrendeki o KUSURSUZ VE HAYRETE ŞAYAN muntazam mükemmellik de hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söylüyor ve bize ALLAH VAR..! ! ! ! ! DİYE HAYKIRMIYORMU ?

***Eğer ölüm karşı karşıya kaldığımız acı bir gerçekse…! Ve bir gün bizimde kapımızı çalacaksa ,Onu hayatımızdan yok saymak ve ona sırtımızı dönük olarak, yaşamakta ne oluyor ?

Gel gör her gün unuttukları kabre doğru koşuşan insanları,
Gel gör bir bir sıraya girmiş tabutları,
Bu kaçıncı hatırlatma ?
Bu kaçıncı çağrı ?
Bu kaçıncı uyarı ?
Sana diyorum….! Sana …!
Duymuyor musun…?
Duymayacak mısın…?

“KURTULUŞA KOŞUN” DİYE
HER GÜN SENİ ÇAĞIRAN

AĞLAYAN EZANLARI ! !

 

HİÇ SORDUNMU KENDİNE Haziran 23, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 9:32 pm

insan önemsiz olsaydı

Eğer insan önemsiz olsaydı,

güneş her gün yeniden doğmaz,ısıtmaz,ışık vermezdi.                                                                                              

Eğer insan önemsiz olsaydı,  

çiçekler açmaz,ekinler başak,ağaçlar meyve vermez,gökten yağmur yağmazdı.                                                

Eğer  insan önemsiz olsaydı,     

 ALLAH onun için Peygamber göndermezdi.   

Bil ki Her şeye anlam kazandıran insandır,yani sensin.

Düşünki insan yani sen olmasaydın                                                                                                             

 Evren tek başına ne anlam ifade ederdi ?

Peki ALLAHIN SANA VERDİĞİ BUNCA DEĞERİN                                                                                                            

VE SUNDUĞU BUNCA NİMETİN KARŞISINDA                                                                                                                                                                                                           SEN ONA NE KADAR DEĞER VERİYOR,                                                                                                                            

NE KADAR KULLUK YAPIYORSUN..! ?   

HİÇ DÜŞÜNDÜNMÜ….!                                                                                                                     

VE HİÇ SORDUNMU KENDİNE..!
 

    YAZAR KEMAL URAL

 

BİLGEYLE KONUŞMA Haziran 23, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI — geceyolculuklari @ 9:15 pm
BİLGEYLE KONUŞMA
 
Benimle konuşmak mı istiyorsun ?”
Diye sordu Bilge.
“Eğer vaktiniz varsa dedim.
Gülümsedi. “Benim herzaman vaktim vardır.”
“Bana ne sormak istiyorsun?”
“İnsanoğlu seni ençok ne ile şaşırtıyor”
“çocukluktan sıkılıp hemen büyümek istiyorlar,”
“Büyüyüyüncede tekrar çocuk olmak…”
“Yarınından endişe ederken bugünü unutuyorlar,”
“Ne bugünü nede yarını yaşayabiliyorlar…”
“Para kazanmak için, önce sağlıklarını harcıyorlar,”
“Sonrada sağlıkları için paralarını…”
“Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar,”
“Ve de hiç yaşamamış gibi ölüp gidiyorlar…”
 Bilge elimden tuttu ve sonra boşluğu bir sessizlik doldurdu
 Sordum; Ana Baba olarak çocuklarıma en çok neyi öğretmeliyim “                    
 Kimseye kendilerini sevdiremiyeceklerini”
“Ancak kendilerini sevilebilecek biri yapabileceklerini…”
“İnsanların emeklerinin satın alınabilceğini,”
“Kalplerinin ve akıllarının kazanılabileceğini…”
“Kalp yaralarının bir anda açılabilceğini”
“Kapanmasının yıllar sürebileceğini,”
“Affetmeyi,Affederek Ve Öğreterek.öğrenilebileceğini..”
“Zenginliğin; Hayatta çok şeye sahip olmak değil,”
“En az şeye ihtiyaç duymak olduğunu…”
“Aynı şeye bakan insanların,her birinin farklı şeyler gördüğününü “
“Önemli olanın,Neye baktığınız değil”, “Ona nasıl baktığımız olduğunu …”
“Esnekliğin hayat,”Sertliğin ölüm olduğunu..”
“Gücün kaynağının ,para ve mevki değil”
“Gönül ve ilim olduğunu…”
“Kinin kalbe ağırlık olduğunu…”
“Hata karşısında özürdilemenin,”Gerçek büyüklük olduğunu…”
“İnsanın özünün sevgi olduğunu,”
“Ama nasıl  göstereceklerini ve söyleyeceklerini bilmeyen çok seven insanların olduğunu..”
“Adaletin,Herşeyin olması gerektiği yerde bulunması olduğunu..”
“Öğret ve sende unutma…”
“Ölüm yaşlılığa yakıştırılır,” ” Ama herkes ölecek yaştadır
 
İBRAHİM ZEYİD GERÇEK ( İletişim pisikolojisi hocası İst.BİLİM SANAT VAKFI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SORGULANMAYAN HAYAT HAYAT DEĞİLDİR Haziran 23, 2007

Kategori: HİKMET DAMLALARI, Şiirler — geceyolculuklari @ 8:17 pm

SOR NİÇİN ?

Güneş niçin doğuyor? Niçin batıyor ?

Mevsimler niçin gelip geçiyor ?

Neden gece var? neden gündüz var ?

Gökyüzündeki milyonlarca yıldızın anlamı ne ?

Dünya denen gezegen niçin var ?

ve biz bu gezegende niçin varız ?

Bu gezegendeki yolculuğumuzun anlamı ne ?

Niçin doğuyoruz..? niçin ölüyoruz..?

Ve daha binlerce soru

SOORRRR NİÇİN ???????

ve öylesine düşünki..! aklının sınırları zorlansın

Sorki…! gizemin perdeleri bir bir açılsın

Sorki..! sırlar alemine yolculuklar başlasın

Sorki..! gerçeğin kapıları önünde aralansın

Sorki…! hayatın,yaşamın anlam kazansın

Sorki..! insan olduğunun farkına varasın

Sorki..! gerçeğe ancak böyle ulaşırsın

SOR..! ÇÜNKÜ ;

SORGULANMAYAN BİR HAYAT, HAYAT DEĞİLDİR

SOR NİÇİN…. ?

Hikmet Gündüz

YASAL UYARI

şiirleri kaynak ( site) adresi ve şairin ismi vermeden kullananlar ve yayınlayanlar yasal sorumluluk altındadır bu aynı zamanda kul hakkını ihlaldir