Oğlunu sattı, bakın parasını ne yaptı
* Osman Özsoy
yazaramesaj@gmail.com
Yazıya başlık olan konuyu anlatacağım. Ama önce bu olayı hangi vesile ile anlatma gereği duyduğumuza kısaca temas edelim.
Malum, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül birkaç gün önce Pakistan’a gitti. Pakistan ne zaman bir acıyla sarsılsa, ya da paylaşacak bir sevinci olsa, yanında önce Türkiye’yi bulur. Sayın Gül’ün son Pakistan gezisini uluslar arası ajanslar, Pervez Müşerref’in Cumhurbaş kanı seçilmesi sonrası Pakistan’a yapılan ilk ziyaret olarak verdiler.
Pekâlâ, nedir bu köklü bağın temelleri?
Hatırlarsanız, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref bir açıklamasında, “ben de şaştım” demişti. Müşerref’i şaşırtan şuydu; Pakistan 8 Ekim 2005 tarihinde 7.6 şiddetindeki büyük bir depremle sarsıldığında, Pakistan daha olayın şokunu atlatamadan, Genelkurmay Başkanlığı’nın arama kurtarma ekibi ile yardım malzemelerini taşıyan 3 uçak Etimesgut Askeri Havalimanı’ndan derhal hareket etmiş ve kısa sürede Pakistan hava sahasına ulaşmıştı.
Malum, uluslar arası tüm uçuşlar belli bir plan dâhilinde yapılır. Hangi uçağın nereden, ne zaman geçeği bellidir. Bu tür uçuşlar hava sahası kullanılacak ülkelerin iznine bağlıdır. Pakistan daha depremin şokunu yaşarken ve kendi yardım ekipleri bile henüz toparlanama mışken, Pakistan hava sahasına yaklaşan Türk uçaklarının inişe geçmek için izin istediği notu ulaşır Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e. Türkiye’den gelen yardımın hızı duygulandırır kendisini.
Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, önceki akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onuruna bir akşam yemeği verdi. Abdullah Gül burada yaptığı konuşmada, “Pakistan’la biz bir aileyiz…” dedi. Türkiye ile Pakistan’ın köklü ilişkilerini tanımlayan bundan daha iyi bir tespit olamaz. Şimdi anlatacağım olayı okuyunca siz de hak vereceksiniz.
Böyle eylem görünmedi…
Birinci Dünya Savaşı sona erip de İstanbul’a düşman askerinin çıktığı ve Anadolu’nun işgal edildiği haberleri Hindistan’a ulaşınca, Hindistan Müslümanları boyunduruğu altında bulundukları İngilizleri protesto etmek için genel greve gitme kararı aldılar. Öğrenciler okullarını, köylüler tırmıklarını, memurlar ofislerini terk ettiler. “Halife ve Mustafa Kemal Paşa’ya dua etmek üzere” camilere doluştular. İngilizlerin her vesileyle taltif ettiği Hintli Müslümanlar, nişanlarını, beratlarını ve madalyalarını aldıkları mercilere iade etmeye başladılar.
Hemen Türk insanına nakdî yardım kampanyaları başlatıldı. Yardım toplamak üzere görevlendirilenler, önünde ay yıldız olan Kuva-yı Milliye kalpağı giydiler. Ankara ve İzmir sandıkları adıyla iki fon kuruldu. Fonlardan birincisi Türk ordusuna silâh ve mühimmat alımı, ikincisi de halka ilâç, yiyecek ve giyecek yardımını organize ediyordu. Yardım karşılığı verdikleri makbuzların üzerinde, “Bu hizmetinize karşılık Allah’tan on katını bulunuz” gibi ibareler yer alıyordu.
Çocuğunu Anadolu için feda etti…
Anadolu’ya yardım için herkes seferber oldu. İşte böylesi günlerden birinde Hintli bir Müslüman kadın ne yapacağını bilemez vaziyette ortalıkta deli divane gibi dolaşıyordu. Anadolu’ya yardım etmek istiyordu ama o kadar yoksuldu ki, verecek hiçbir şeyi yoktu. Zor bir karar aldı. Çocuğunun elinden tuttu ve esir pazarına götürdü.
Kendisi için paha biçilmez kıymetteki çocuğuna biçtikleri fiyat karşısında beyninden vurul muşa döndü. Fakat miktar az olsa da, Anadolu’da bu paraya ihtiyacı olan insanlar olduğunu düşündü. Sonunda bağrına taş bastı ve çocuğunu sattı
O tarihlerde henüz bağımsızlığını kazanmadığı için Hindistan sınırları içinde olan bugünkü Pakistan’da geçiyor insanın kanını donduran yukarıdaki olay. Ve o yardımlar Anadolu’ya ulaştı.
İş Bankası nasıl kuruldu?
Mustafa Kemal Atatürk, Hintli Müslümanların Türk Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek için gönderdikleri 1 milyon liranın bir kısmını savaşın finansmanı için kullandı. İş Bankası’nın kurulması gündeme gelince, bankanın kuruluş sermayesinin dörtte biri değerindeki 250 bin liralık hisseyi Güney Asya Müslümanlarının gönderdiği parayla satın almakla kalmadı, adına açtırdığı hesaba da ayrıca yine aynı paradan 207 bin 400 lira yatırarak bankaya ciddi bir kaynak sağladı. Atatürk öldüğünde bankanın sermayesi 5 milyon liraya ulaşmıştı. Atatürk, 1,5 milyon lirayı bulan hesabıyla bankanın en büyük müşterilerinden biriydi.
Atatürk vasiyetinde bu parayı, “Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’ daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne terk ve vasiyet ediyorum” diyerek CHP’ye bıraktı. İşte o CHP ve İş Bankası yönetimi, Pakistan’da yaşanan büyük deprem felaketinden sonra kendilerinden beklenen çapta bir yardım yapmadı. Hâlbuki CHP 75 yıl boyunca o paradan sürekli nemalandı.
Fakat yazının başında da belirttiğimiz gibi, Türk halkı, Pakistan’ın zor günlerimizde bize yaptığı o yardımları hiç unutmadı. Pakistan’ı kardeş belledi ve o gün bugündür bağrına bastı.
Müşerref’i ağlatan mektup…
Büyük deprem sonrası Pakistan Devlet Başkanı Müşerref’i duygulandıran sadece Türk yardım ekibinin bölgeye ilk ulaşması ve dünyadan yapılan tüm yardımların toplamından daha büyük yardımı Türk halkının yapması olmadı.
Esir pazarında çocuğunu satıp parasını Anadolu’ya gönderen Müslüman Hintli ananın yüreğindeki acıyı dindirecek bir civanmertlik örneğine şahit oldu Pakistan halkı. İşte kardeşlik budur dedirten bir olay yaşandı. Bu olayı da ancak, Pakistan Devlet Başkanı Müşerref’in kendine gelen bir mektubu açıklamasıyla öğrenebildi dünya kamuoyu.
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesi Moymul beldesinde annesiyle birlikte yaşayan ilkokul öğrencisi Mustafa’nın diğerkâmlığını hatırlarsınız…
Anne Meryem Karanfil, oğlu Mustafa ile birlikte yaşayan ve ancak el örgüsünden kazandığı para ile geçinebilen yoksul bir ailedir. Ramazan’da ekmek almakta zorlanacak kadar yokluk içindedirler. Annesinin, “Oğlum Mustafa, iftar için ekmek al, gel” diye seslenmesinden sonra, Pakistan’da kendilerinden daha zor durumda aç ve açık insanlar olduğunu düşüne rek, annesinin verdiği paradan bir kısmını posta masrafı yapıp, bir zarfın içine de 1 YTL koyduktan sonra, elinden ancak bu kadar geldiğini iki satır mektupla dile getirdikten sonra Pakistan lideri Müşerref’e gönderen aslan yürekli Mustafa…
İslam Kardeşliğine En Güzel Bir Örnek Nisan 24, 2008
BİR OLMAK Ağustos 12, 2007
BİR OLMAK
Bir olmak;Bir benzeri olmamaktır
Birler hep dildedir,birler hep gözdedir Unutmaki ya Birsin yada büyük bir Hiçsin
BİR değilsen eğer,varlıkta bir Yokluksun
Öyle bir,bir ol ki ismin cihan şümul olsun
Bir olmak kolay değil, herkesin harcı değil
Bir olmaya giden yol BİRİ bilmekle başlar
BİR ( ALLAH ) olmasaydı hiç bir şey olmazdı
Biri bilmeden ,
Bir şey bildim deme ,bir yere geldim deme
Biri bilmiyorsan eğer,bilki hep sıfırdasın
Ne kadar yol gitsende daha yolun başındasın
Biri bilmeden bir yerlere varılmaz
Niçinlere nedenlere asla cevap bulunmaz
Bütün mesele bir olmakta ve bunu başarmakta
Bana sorarsan eğer, bir olmak nedir diye
Derimki..;Bir olmak umutlarda olmaktır Bir olmak ;Rüyalarda olmaktır Bir olmak ;Delicesine hasretle aranmaktır
Bir olmak; Güneş gibi karanlığa doğmaktır
Bir olmak; En sevgili, sevgililer sevgilisi
Bir olmak; HZ Muahmmed (a.s) olmaktır
Bir olmak ;Onunla mağarada bulunmaktır Bir olmak ;Sadık dost Ebu Bekir olmaktır
Bir olmak;Bir Hz.Ömer,Bir Hz.Osman, Bir Olmak ;Bir Hz.Ali olmaktır
Bir olmak ; O kutlu kervanın içinde yer almaktır Peki ben neyim senin gözünde diyorsan Ey Yar Derimki Sende benim canımsın birtanemsin BİR bana BİR ALLAHI birde SENİ hatırlatır
BİRİN hemen ardından BİR TANEEM gelir
BİRE bir dilek için açıldığında ellerim
BİR TANEM ilk sırada duamdaki ilk yerim
Her güne BİR ile başlarım ALLAH diyerek
Ve BİR TANEMİDE yanına ekleyerek
BİR ile başladığım günü BİRTANEMLE noktalarım
Bende BİR ŞAİRİM BİR OLMAK yolunda
Bu şiirde beklide ilk birdir BİR OLMAK yolunda
Farkım var fark arıyorum BİR OLDUĞUM için
Seni çoook seviyorum…..! BİR TANEM olduğun için
Bütün BİRLERE BİR TANEME selam olsun
Ve beni BİR eyleyen SENİ BİR TANEM eyleyen
BİRLERİN il biri O RABBİME hamd olsunHikmet GÜNDÜZ 15/3/1999
Önemli hatırlatma
Şiirlerim yasal güvence kapsamında olup site adresi ve şaiirin ismi verilmeden kullanılması yasaktır.
Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir
çanakkale zaferinin ardındaki sırlar Ağustos 4, 2007
LADİKLİ AHMET VE KAŞIKLI DEDE
Ladikli AHMET çanakkale cephesinde görev yaptığı bölüğüne bir ihtiyarın bir gün elindeki testi ile su dağıtığını görür.Nur yüzlü ihtiyar askerlere “için çocuklarım,doldurun mataralarınızı” diyerek testiyi habire devirmektedir.Ladikli Ahmette herkes gibi geriye kalmamak için önce teleşlanır sonra geriye çekilir ve en sona kalır.En son olarak matarasını oda doldurur ve buz gibi sudan içer.Dedenin bu hali ladikli Ahmet ‘in gözünden kaçmaz nur yüzlü ihtiyarın halindeki esrarı fark eder.Bu durum meraknı celbe der ve ihtiyara sorar nerelisin amca der.Oda KİLİT BAHİR köyünden geldiğini ve adının kaşıklı dede olarak bilindiğini söyler.Ladikli Ahmet çok geçmeden cephede yaralanır ve akbaş Limanındaki sargı yeri hastanesine kaldırılır.Ahmet burada tedavisini gördükten sonra tekrar birliğine geri döner.
Aklına gelir ve yolu üzerindeki kilitbahir köyüne uğrar o nur yüzlü ihtiyarı bir göreyim der.Bir kaç kişiye sorar.Sorduğu şahıslar köyde öyle birisinin olmadığını söylerler.Sonra yaşlı bir köylü Ladikli Ahmetin imadına yetişir.Ahmet duydukları karşısında donup kalır.Duyduğu şeyler öyle kolay kolay inalınacak cisten şeyler değildir.
Çünkü kaşıklı dede oralı olmasına oralıdır da kilitbahirde evi değil yüzlerce sene önce yatırıldığı mezarı vardır sadece! Öğrenirki kaşıklı dede bir Allah dostu olup ermiş bir kişidir. Kaşıklı dedenin 1462 yılında Fatih sultan Mehmet KİLİT BAHİR kalesini yaptırırken fatihin askerlerine nefis yemekler yapan aşçıbaşı olduğunu öğrenir.Fatih Sultan Mehmedin çok sevdiği ve ondan çok dua alan Kaşıkçı dede ölüncede buraya defnedilir.
Ladikli Ahmet uyanık bir delikanlıdır.Kaşıkçı dedenin kabri başına gelir ve şöyle der.
“testiyide suyuda senide anladım der.Demekki bu savaşta dedenin mesleğine uygun bir iş
verilmiş diye düşünür.Savaş hatıratlarına bakıldığı zaman Türklerin su ile ilgili bir sıkıntısına rastlanmamaktadır.Düşman askerlerinin hatıratlarına bakıldığı zaman susuzluk konusunda çok feryat ettikleri görülmektedir.
22 TEMMUZ SEÇİMLERİNİN VERDİĞİ MESAJLAR Temmuz 23, 2007
AKP AÇISINDAN
Yirmi iki Temmuz Milletvekili seçimleri, neticesi itibarı ile Türk siyasi tarihimize geçecek en unutulmaz seçimlerimizden birisi olmuştur.
AK PARTİ bu seçimlerde halkın büyük ekseriyetinin desteğini alarak oyunu %34 ten % 47 çıkararak büyük bir başarı kazanmıştır.
Ancak seçim sonuçlarının dikkatlice incelenip iyi sorgulandığında,Cumhur Başkanlığı seçimi süreci ile başlayan, halkın iradesine karşı koyan anti demokratik birtakım dayatmaların, bu tablonun,bu neticenin oluşmasına önemli bir destek, önemli bir katkı sağladıkları açık bir gerçektir.Yoksa normal demokratik şartlarda ve demokratik bir süreçte AKP nin bu kadar oy alması ihtimal dahilinde olan bir şey değildir.
Netice itibari ile CUMHURİYET ELDEN GİDİYOR DİYE PEVERAN EDİP, SANAL BİR TEHDİT ORTAMI OLUŞTURMAK İSTEYENLER AMAÇLARINA ULAŞAMAMIŞ,ADETA KENDİ KAZDIKLARI KUYUYA KENDİLERİ DÜŞEREK BÜYÜK BİR HEZİMET YAŞAMIŞLARDIR, Halkımız bu tür içi boş komlo teorilerine inanmadığını bundan sonrada bu tür senaryolara itibar etmeyeceğini gür bir sesle haykırmıştır. Bindirme kıtalarla cumhuriyet mitingleri tertip edenlere “ ŞİMDİ SAYDINIZMI BİZ KAÇ KİŞİYİZ GÖRDÜNÜZMÜ ” diyerek cevap vermişler dir .Aslında cumhuriyet tehlikededir diyerek sanal gündem oluşturanların hepsinin CHP de toplandığını varsaydığımızda bu görüşlere itibar etmeyenlerin oranının % 80 civarında olduğu açık bir gerçektir.
C H P AÇISINDAN
Özellikle halkımız bu seçimlerde altarnatif politikalar üretemeyen DENİZ BAYKAL ve ekibinin kavgaya dayalı,sanal tehdit oluşturan politikalarını tasfiye etmiştir.Seçmen ” bu duruşun bana güven vermiyor,sanal kavgalar ve hayali düşmanlar üreterek ülkeye hem zarar veriyor, hemde zaman kaybettiriyorsun demiştir.
Ayrıca CHP nin; devlet içinde ağırlığı olan bazı anayasal (,Anayasa mahkemesi ,yargıtay,danıştay,yök gibi ) kurumların siyasi bir kanadı imiş gibi harket etmesi CHP yi sivil ve demokrat bir pati olma görüntüsünden uzaklaştırmıştır.Daha fazla özgürlük daha fazla değişim diyen halkımız CHP nin bu duruşunu onaylamamıştır.
Bir başka ve asıl konu ise C.H.P nin MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE GÖNÜL VERMİŞ olan büyük halk kesimini dışlıyarak onları yok sayması,onlara kucak açamayışıdır. HALKIMIZIN DİNDAR VE MUHAFAZAKAR GÖRÜŞE SAHİP OLAN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU CHP Yİ KENDİ DEĞERLERİ İLE ÇATIŞAN BİR PARTİ OLARAK GÖRMEKTEDİRLER.
Halkımız kanayan bir yara olan başörtüsü sorununun çözülmesinin önünde en büyük engel olarak CHP yigörmektedir.Bu yüzden nice gencecik kızların istikballeri sönmüş,niceleride bu baskı ve dayatmalar netice sinde öz vatanlarını terk ederek okumak ve eğtimlerini tamamlamak gayesi ile yurt dışına gitmeye zorlanmışlardır.Bu kızlarımız gurbet ve hüzün dolu bir hayata sürgün edilmişlerdir.
Bu konuyla ilgili C HP çok büyük vebal altındadır.Bizim aldığımızbilgilere göre yurt dışında bu amaçla okuyan 6-7 bin civarında genç kızımız vardır.Yazık değilmibu genç kızlarımıza ? yazık değilmi bu ülkenin dışarıya akan paralarına ? Bu hangi vicdandırki aileleri bölüyor ve bu kızlar sürgüne yollanır gibi yurt dışına yollanıyor.? Siyasi simge yaftası ile ile bu kızlarımıza yaşatılan bu dramın hangi vicdanda yeri var ? Bu yasağın arkasında olanlara şunu sormak gerekirki bu işi siyasi bir simge olarak düşünen hangi kız bu eziyetlere katlanırda yurt dışına yad ellere giderki ..! ? Hangi kız çok sevdiği ailesinden sırf bir siyasi simge için koprki ..!? Hem siz o kızlarımızın bu baş örtülerini siyasi bir simge olarak taktık larını kalplarini yarıp içinemi baktınızki böyle bir yaftayı bu kızlarımıza yapıştırıyor sunuz ? Bu genç kızlarımızın bazılarının uçakla 12 saatlik mesafede bulunan MALEZYALARDA ve nice uzak ülkelerde okuduklarını biliyormuydunuz .CHP bugünkü geldiği konumu sorgularken bunları gözardı ederse karanlık bir tünelde hep aydınlıkta gittiğini sanan ama bir insana benzemeye devam edecektir.Bu seçimlerin sonuçları böyle bir analizi ortaya çıkarmaktadırNetice itibari ile Halkımız yukarıda saydığımız bu tür olumsuzluklara demokratik bir duruş sergilemiştir kutluyorzuz
HANİ ANNE
Okuluma polisler karargah kurmuş
Bugünde okuluma gidemedim anne
Baş örtüme göz dikmiş na mahrem eller
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?
Her sabah gözyaşı , her sabah aynı dram
Bu işkence ne zaman bitecek anne ?
Biz kime ne yaptık ? kime zararımız var
Biz ne günah işledik suçumuz ne anne ?
Devlet için tehditmiş başımdaki örtüm
Bu isnada kahroldum yıkıldım anne
Bunlar nasıl insan ? bunlar nasıl Müslüman ?
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?
Hani güzel Türkiye’m şehitler diyarıydı ?
Hani sıksan toprağı şüheda fışkıracaktı ?
Hani bizler bu millet şehit torunlarıydı?
Biz böyle mi olacaktık ? böyle mi anne ?
Hani bayrağımız rengini şühedadan almıştı ?
Hani istiklal marşını yazan ruh;bizim ruhumuzdu ?
Hani askerlik bizim için peygamber ocağıydı ?
Biz bu günleri demi görecektik anne ?
Hani nine hatunun ruhunda yetişecektim ?
Hani örtümü açmayacaktım,açtırmayacaktım
Hani bu yolda sahipsiz hiç kalmayacaktım
Biz bu günleri demi görecektik anne ?
Hani biz bu ülkede azınlık değildik,
Hani başı öne düşüp yürümeyecektik,
Hani itilip kakılıp horlanmayacaktık,
Biz bugünleri de mi görecektik anne
Hani biz bir bütündük Müslümanlar kardeşti ?
Hani birimizin derdi hepimizin derdiydi ?
Hani yüzde doksan dokuzu Müslümandı bu ülkenin ?
Nerede bu Müslümanlar nerede anne ?
Ben özgürlük nedir hiçbir zaman tatmadım
Hasretim barışa,sevgiye hiç yaşamadım
Ruhum bir hücrede hiç bu kadar sıkılmadım
Gidelim mi bu ülkeden gidelim mi anne ?
GİDELİMMİ BU ÜLKEDEN GİDELİMMİ ANNE DEDİLER VE BİR ÇOKLARI ÖZ VATANLARINI AĞLAYARAK TERK ETTİLERHikmet GÜNDÜZ 13/03/2002 Saat 19:35
Bu şiir şahsıma ait olup 2002 ylında Eyüp İmam hatip lisesindeki baş örtüsü mağduru kız öğrencilerin dramını anlatmaktadır. ŞİİRİN İSMİ HANİ ANNE dir.Kendim 2002 yılında aynı daramı yaşayan son sınıf öğrencisi FEYZA GÜNDÜZ’ün babasıyım şiirimin bazı sitelerde yaynlandığını gördüm buna çok sevindim ancak ismim zikredilmeden ve şiirin bazı yerleri değiştirilerek yazıldığını gördüm buna ise üzüldüm bu tür kişilere hakkımı helal etmeyeceğimi ifade etmek istiyorum.Lütfen şiirin sonuna Hikmet GÜNDÜZ ibaresini koyun ve hiç bir değişikliğe gitmeyin.Aksini yapanların mahşer günü iki ellerim yakasındadır
GÖNÜL SAKSISI Temmuz 21, 2007
GÖNÜL SAKSI
Sana çiçek topladım sevda dağlarından
Alıp gönül saksına dikesin diye
Üstüne de hüzünlü bir şiir yazdım
Belki benim halimden anlarsın diyeBu şiirin mürekkebi göz yaşımla kanımdan
Seni çoook .. seviyorum en kıymetli canımdan
Al iste nem varsa gel yoluna sereyim
Ne olur üzme beni bıktırma bu canımdanArtık gönlündeki o duygular uyansın
Yüreğin volkan olup benim için kaynasın
Öğren artık sevmek sevilmek ne demekmiş
Ve sevgisiz bir dünya yaşamaya değermiymişBu şiirle gönlündeki o zincirler kırılsın
O paslanmış gönül kapın artık bana açılsın
Yeter artık duy artık ne olur anla beni
Sen aşktaki son adresim aradığım LeylamsınHikmet GÜNDÜZ 10/08/1998 GECE 0:54
Önemli UyarıŞiirler yasal güvence kapsamında olup kaynak
( site adresi ve şaiirin şaiirin ismi verilmeden )
kullanılması ve yayınlanması yasaktır.Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir.
TOKATLI BEKİR VE ÇANAKKALE SAVAŞI Temmuz 7, 2007
–TOKATLI BEKİR –
Sene 1915 tokatın bir köyünde düğün vardır bu TOKATLI BEKİR’İN düğünüdür.
Bekir köyün bıyyığı henüz yeni terlemeye başlamış genç delikanlılarından biridir.Bekirin Ayşe ile düğünleri vardır.Köy meydanında davul zurnalar çalınır kadınlar bir tarafta erkeler bir tarafta herkes eğlenmektedir.Bu davul ve zurna sesleri arasında köy kahyası yüksek bir yere çıkarak şöyle bağırır
(Ey ahali ! kasabadan müftü efendi haber salmış!Çanakkalede harp kopmuş! Oraya akşama gönüllü bir kafile çıkacakmış!Eli silah tutan erkeklerden isteyenler gidip muhtarlığa kendi ni yazdırsınlar!Duyduk duymadık demeyin haaaa…!)
Diye gelen duyuruyu etrafındakilere duyurmaya çalışıyordu.Bu duyurudan sonar Bir den davulların sesi kesilir.Ortalığı büyük bir sessilik kaplar.Herkes muhtara koşmuştur gönüllü kafileye yazılmak için.O esnada Bekir bir bakarki yanında bir kaç yakını hariç kimse kalmamıştır. Oda Hemen eve koşar kapıyı çalar,
”Anama söyleyin kapıyagelsin der.Annesi kapıya gelir buyur evladım der. Bekir anasına “Anacıoğım ÇANAKKALEDE harp kopmuş akşama oraya gönüllü kafile gidecekmiş! Köyün gençleri Muhtarlığa yazılmaya gittiler sende bana biraz üst baş biraz yiyecek hazırla bende onlara hemen yetişeyim bende yazılmaya gidiyorum der.
Anası,
-Sen nediyorsun evladım bugün senin düğün derneğin var! Akşam nikah edeceğiz ! gidemezsin der.Bekirin ısrrarı karşısında sen daha sonra gidersin evladım der.Bekir anasına;
-Hayır anam kalamam! Arkadaşlarım akşama benim ve benim gibi nicelerinin namusunu korumak için cepheye giderken ben onlardan geriye kalamam !Ben sıcak yatağımda keyf yapamam !BEKİR korktuda AYŞENİN etekleri altına girdi dedirtmem kendime anam der.Bekirin ansı;
-Gözümün nuru BEKİRİM peki AYŞEYE ne diyeceğiz?Elin kızına ne söyleyeceğiz? Elin kızna aldık getirdik Annesine babasına ne söyleyeceğiz? söylermisin bekirim ? der.BEKİR annesinin gözlerinin içine bakar ve
-Anacaığım ona AYŞE ye dersinizki BEKİR senin namusunu korumak,eline düşman eli değmesin diye cepheye gitti! AYŞE elinin kınasını soldurmasın ve beni beklesin, harp bitince düğünümüzü derneği mizi yeniden yapacağız der.Anası ona dönerek şöyle der.
-BEKİRİM benim ciğer parem ya dönmezsen ! ya şehit olursan oğlum der.BEKİR buğulu gözlerle Anasının gözlerinin içine bakar ve şöyle der.
-Anacığım;eğer şehit olupta dönmezsem AYŞE BİLSİNKİ söz veriyorum huzuru ilahide Bizzat Peygamberimizi dünürcü gönderip onu YÜCE ALLAH’TAN tekrer isteyeceğim.Düğünümüzü orada cennette yapacağız tamamı anneciğim der.
19 mayıs 1915 teki arıburnundaki savaşta ESAT PAŞANIN bütün ısrarlarına rağmen alman komutan L.V.SANDERS yanlış taktiği yüzünden savaş tam bir flekete dönüş müş ve eskerlerimiz çok büyük kayıplar vermişler.Buradaki yararlılar dan bir çoğu buradan alınarak AKBAŞ SAHRA hastenesine getirilmiştir.Bu yaralılar arasında TOKATLI BEKİRDE vardır. Bekirin bacağı kangiren olmuş ve hastalığı birhayli ilerle miş durmdadır.Bekirin ayağının kesimesi gerekmektedir. Bundan sonrasını hastenede görev yapan hemşire SAFİYE Hanımdan dinleyelim”
Bekirin dizindeki kangiren Hastalığı hayli ilerlemiş durumdaydı bu nedenle dizinden aşağısı kesilmesi gerekiyordu. Eti bir hayli çürümüş ateşide bir hayli yükselmişti.Diğerlerinde olduğu gibi onuda uyuşturucusuz ameliyat edecektik. Yaralıların feryadını duyurmamak ve onun manevi cesaretini arttırmak için ameliyat esnasında 5 -10 sıhiye eri tekbir getiriyordu.Bekir en ufak bir tepki vermiyor, acı hissi yansıtmıyor du. Bekir bu durumunu hiç düşünmüyor Bana ne yapacaksanız çabuk yapın ben hemen cepheye dönmek istiyorum. Arkadaşlarımla düşmana karşı çarpışmak istiyorum komutanım bana gönül koymasın diyordu.Ameliyat esnasında Sıhıyye erleri ile birlikte oda TEKBİR GETİRİ YORDU. Bacağını kestik yatağına yatırdık gece yarısı oılmuştu.Doktorlarda bende istirahata çekildik. Ne kadar uyuduk bilemiyorum bitişik odadan bir gürültü oldu. “Hemşire hanım BEKİR! BEKİR! Diye seslendiler.Hemen oraya koştum bekir yatağından Kalkmış ve tek ayağı üzerine hopluyordu ve ” ameliyat bitti beni butrada ne tutuyorsunuz ben cepheye gideceğim diyordu.” bekir dur dedim Uzun süre tek ayağı üzerine kalmış olacakki birden yere yığıldı.yanımdakilerin yardımı ile onu tekrar yata ğına yatırdık.Bekiri kurtarmak için Son bir ümit kalçasından kesmek olablirdi.Artık kan kayıbın dan benbeyaz olmuş şuur kaybı yaşıyordu Doktorları beklerken kendine geldikçe bana düğününü ve cepheye gelişini anlatıyordu.Bir ara bulunduğumuz yere yakın bir yerden ezan sesi geliyordu belliki sabah oluyordu.Bekir ezanı duydu.Gözlerini açtı ve “hemşire hanım bu EZAN değilmi dedi.Sonra oda ezanı bir süre tekrar etti.Bitince bana döndü ve hemşire hanım galiba ben şehit olacığım cepheye gidemeyeceğim artık! Eğer Ölürsem beni hemen şuraya gömün!Bana öyle bir mezar kazınki,düşman üzerimden atlayıp geçemesin düşmanla aramızda sınır olsun! Diye mırıldandı.Sonra tekrar şuurunu tekrar kaybetti.Ağlamaya başladım bir ara tekrar gözlerim BEKİRE kaydı.Yüzü al ala olmuşve adeta cansız vucusu Tebessüm ediyordu.Doktorlar geldiğinde ise BEKİR için yapılacak birşey kalmamıştı.
Bekir’inAyşe ile olan düğünleri ahrete kalır.Şimdi onların cennetteki düğünlerini duyar ve hisseder gibiyiz.Hayallerinizi biraz zorlayın belkide onların o muhteşem düğünlerini sizde görebilirsiniz.ALLAH ONLARIN HEPSİNDEN RAZI OLSUN VE BİZE ŞEFAATLERİNİ NASİP ETSİN.
ŞEHİTLİĞİN ANLAMI VE BAYRAK RUHU Temmuz 1, 2007
BAYRAK İSTİSMARCILARI
Ülkemizde son yıllarda en çok istismar konusu olan şeylerden bir taneside ay yıldızlı BAYRAĞIMIZDIR.
Son zamanlarda bayrağın anlamından ve taşıdığı değerlerden oldukça uzak bir takım çevreler,eline bağrağımızı alarak meydanlarda bu ŞANLI BAYRAĞIN öz temsilcileri olan bizlere ve istiklal marşını yazdıran o mukaddes ruha hakeret ve küfürler etmektediler. Yıllardır din üzerinden siyaset yapılmaz diye bas bas bağıranlar şimdi ortak değerimiz olan bayrak üzerinden siyaset yaparak bölücülük yapmakta , bitmekte ve batmakta olan solu yeniden canlandırmak için bayrak üzerinden siyaset yapmaktadırlar
SİZ KİM BAYRAK KİM ?
Bayrağımız rengini ŞEHİT KANINDAN almıştır.Şehitlik ise islami bir kavramdır.Öyle her önüne gelen şehit olamaz.Bu ülkede nihayet şehitlik kavramınıda ayağa düşürdüler.Halk diliyile ne şehit ne gazi ………..yoluna gitti niyazi kabilinden nice insanlara şehitlik ünvanı veriliyor.Bakıyorsunuz dağa çıkmış devletin varlığını ortadan kaldırmaya baş koymuş marksist ve ırkıçı bir hareket olan P.K.K militanı ölüyor yandaşları ona şehit diyor, Bir başkası ölüyor DEVRİM şehidi deniyor,diğer birisi ölüyor DEMOKRASİ şehidi oluyor..Yine bakıyorsunuz ömrünü ve kalemini bu milletin islami değerlerine küfür etmekle tüketmiş bir gazeteci ölüyor bunada basın şehidi deniyor.Şehitlik bu kadar ayağa düşecek ucuz bir kavrammı dır..! ALLAH AŞKINA ? Şehitlik kim..! ? siz kimsiniz.? Biz bu ülkede öyle geri zekalı insanlar gördükki Çanakkalede bize karşı savaşta cehennemi boylayan İNGİLİZ ASKERLERİNE BİLE ŞEHİT DİYEN İNSANLAR GÖRDÜK. Bu olayı bizat bir çanakkale gezisi esnasında yaşayan kişiyim
ŞEHİTLİK NEDİR ?
Şehit ALLAHA(c.c) Sevgli Peygamberimiz HZ.MUHAMMDE (a.s.) ve KURANA iman etmiş bir müslümanın din ve vatan uğrunda savaşarak ölmesi ile ulaştığı en yüksek mertebedir.Bu makam peygamberlikten sonra ulaşılabilecek dünya ve ahret makamlarının en yükseğidir.Kuranın bir hükmünü dahi inkara kalkışanların vatan müdafasında dahi ölseler şehitlikleri ve müslümanlıkları asla söz konusu olmaz. Çünki Allaha ve kurana iman etmeyen kişilerin cennete girmesi söz konusu olmadığı gibi,şehit olmalarıda söz konusu değildir.
Bayrağımızdaki HİLAL inancımızı İslamı temsil eder Nasılki hırıstiyanlığı HAÇ (+) Temsil ediyorsa, islamın ve müslümanlığın simgeside HİLALDİR.YILDIZ ise bağımsızlığımızı sembolize eder.Bu bayrak bu inancı taşıyan büyük ekseriyeti türk olmak üzere bu bayrağın oluşmasında kanını akıtan müslüman olan herkesin bayrağıdır.Çanakkalde bu uğurda bayrak için can ve kan vermiş dünyanın dört biryanından gel miş bu uğurda Şehit olmuş Türk olmayan her ırktan birçok müslüman kardeşimiz vardır.
Bugün Allahtan peygamberden haberi olmayanların,meyhane yolunu bildiği kadar caminın ve Cumanın yolunu bilmeyenlerin, bayrağın ve istiklal marşımızın ruhundan uzak yaşayanların, bayrakla şehitlikle ne ne alakası olabilir?.Bayrak kim ? siz kimsiniz bayrak sizin neyinize ? Bu bayrağın rengini kim ve hangi ruh oluşturduysa bu bayrak onundur.Bu ruhun ne olduğunu görmek istemeyen körlere istiklal marşının sadece iki kıtasını değil on kıtasını hatırlatırız.Yinede anlamadıysalar MEHMET AKİF ERSOY’UN ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE ADLI DESTANINI İYİ OKUMLARINI tavsiye ederiz.Buna rağmen yinede anlamayamadığınız bir şey varsa En çok istismar ettiğiniz MUSTAFA KEMAL PAŞANIN çanakkale siperlerinde not defterine yazdığı şu hatıratını iyi okuyunuz.
“yalnız size bomba sırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim karşılıklı siperler arsındaki mesafe 8 metre yani ölüm muhakkak göğüs göğüse çarpışmalar var.Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulmamacasına şehit düşüyorlar ikinci siperdekiler onların yerine geçiyorlar.Fakat ne kadar imrenilecek bir durum biliyormusu nuz öleni görüyorlar üç dakika içinde kendilerininde öleceklerini biliyorlar.Fakat en ufak bir çekinme bile göstermiyorlar.Sarsılma yok ürpeti yok okuma bilenler ellerinde kuran cennete gitmeye hazırlanıyorlar, bilmeyenler ise şahadet getirerek düşmana saldırıyor lar.Emin olasınızki ve bilesinizki bize çanakkale savaşı nı kazandıran bu yüksek ruhtur.”Diyor MUSTAFA KEMAL PAŞA
yine çanakkalede düşman kuvetleri başkomutanı general HAMİLTON savaşı kaybettikten sonra bir açıklamasında şöyle diyor. ” onlar öyle bir kitaba (kurana ) iman ediyorlarki içlerindeki bu inancı yok etmediğimiz müddetçe bu topraklara girmemiz mümkün değildir” Dün güç kullanarak bunu başaramayanlar bugün kendi kültürlerini empoze etmek suretiyle kısmende olsa malesef bunu başarmışlardır
Bu gün istiklal ve bağımsızlığımız tehlikededir diyenler acaba bir asra yakın zamandır. Bağımsızlığımızı sağlam temeller üstüne oturtacak hangi atılımları yapmışlardır. Bu gün savaş uçaklarımızı,tankımızı , kendimiz yapabiliyormuyuz.? Ağır sanayisi dışa bağımlı bir ülkenin bağımsızlığından bahsedilebilirmi ?. Öyle hergün dilden ruha inmeyen söylemlerle istiklal marşını okumakla malesef bağımsız olunmuyor beyler…! Dolayısı ile bayrağın ruhundan ve istiklal marşı yazdıran ruhtan haberi olmayanların bayrak sevgisinden ve bağımsızlıktan söz etmesi abesle iştigaldir.
özetle şunu söylemek isterimki ben türküm ama müslüman olamak öncelikli şeref tacımdır. Hangi ırktan olursa olsun dünyanın dört bir tarafındaki müslümanlar benim kardeşlerimdir.İmanımın bir gereği olarak bu ülkeyi parçalanmaya götüren ırka dayalı ne Türkçü nede Kürtçü hiç bir hareketin peşinde olmadım olamamda; Ancak bu bayrak için bu vatan için herkesten ziyade canımı vermeye hazırım ve BU ÜLKEYİ SÖZDE DEĞİL ÖZDE SEVEN,DEDESİ YEDİ SENE ASKERLİK YAPMIŞ KUTULUŞ SAVAŞINA KATILMIŞ BİR GAZİ TORUNUYUM.İMAN NE DEMEK VATAN NE DEMEK BAYRAK NE DEMEK BUNU İYİ BİLİRİM.Öyle dekolte ve trasparan kıyafetlerle eline bayrak alıp mitinglere koşmakla bayrak ve vatan sevilmiyor.Birkere o giyiminiz sonrada söyleminiz o bayrağın ruhuna uygun düşmüyor.
SELAM OLSUN KURANIN AYDINLIK İZİNDEN YÜRÜYENLERE
PAROLAMIZ SEVGİ YOLUMUZ KARDEŞLİKTİR Haziran 30, 2007
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Beni bir insan olarak yaratıp yücelten,sonrada islamla şereflendiren alemlerin Rabbine sonsuz hamd ederim.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Allah rasulünün buyruğu üzere ve imanımın bir gereği olarak; Doğu dan batı ya,kuzey den güneye,yer yüzündeki bütün müslümanları derilerinin rengine ve hangi ırktan olduklarına bakmaksızın,aralarında hiç bir ayrım,hiç bir fark gözetmeksizin onları kardeş sayar ve severim.
BEN BİR MÜSLÜMANIMEN
Bilirim ve inanırımki hiç bir ırkın diğer bir ırka üstünlüğü yoktur ve gerçek üstünlük islamla şereflenmektir.Bu nedenle kökü yahüdi lik’ten gelme olan üstün ırk anlayışını,yani kavmiyet ciliği dinimin ret ettiği gibi bende red ederim.
BEN BİR MÜSLÜMANUM
Benim bir türk olarak,benim bir kürt olarak veya her hangi bir ırktan bir insan olarak dünyaya gelmem ALLLAH’ın dilemesiyledir kendi tercihim değildir.Öldüğüm zaman kabir aleminde münker ve nekir melekleri bana hangi ırktan olduğumu değil nasıl bir müslüman olduğumu soracaklar.Allah katında müslüman olmayan bir türk’ün bir arab’ın bir kürt’ün değeri, diğer kafirlerle ve imansızlarla aynı katagoridedir.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Irklar insan oğlunun bir çeşitliliği ve soy ağacını belirten ana unsurların ötesinde hiç bir şey değildir. Müslümanlığımız dan öte bunların hiç birsi bizi kurtaran öncelikler değildir. Bedenler ölür çürür gider ama iman ve amelimiz ruhumuzla baki kalır.İşte türklük ve Kürtlük çürüyen bir insan bedeni gibidir.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Bilirimki Irkların üstünlüğüne dayanan kavmiyetcilik ve turancılık anlayışı müslümanların birlik ve beraberliğini bozan en önemli fitnedir ve islam ümmetinin başının en büyük belasıdır.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Bilirimki siyonist ve batılı emperyalistler Müslümanların arasına kavmiyetciliği ve ırkçılığı sokarak osmanlıyı parçala mışlar, ümmet bilincini kaybeden müslümanlar kavimlere bölünerek batılı emperyalistlerin elinde kolay yutulan küçük lokma haline gelmişlerdir.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Bilirimki Hangi milletki kuranı kendisine rehber edinmiş Allah onu yüceltmiş ve yine bilirimki hangi milletki islamı terk etmiş ve ona sırtını dönmüş ise Allah onu zelil ve perişan edip küçültmüştür.Geçmişteki osmanlı ve bu günkü islam alemi nin durumu buna en güzel örnektir.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Bilirimki bedirde,hayberde,İstanbulun Fethinde,Malazgirtte,çanakkale de ve kurtuluş savaşın da ve yer yüzünün nice yerlerinde yükselen sancak bir ırkın gücüne dayalı yükselen sancak değil imanın ve islamın yükselen sancağı idi.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
İmanımın bir gereği olarak Dünyanın neresinde olursa olsun bir müslümanın acısı acım sevincide sevincimdir. Bu nedenle ırak,filistin, afganistan, çeçenis tan benim meselmdir bunlara duyar sız kalamam .
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Öncelikli görevim müslümanlar arasındaki ayrıştırıcı bir bir fitne olan ırkçılığı ortadan kaldır mak sonrasında ise bir ümmet bilinci ve şuuru ile gayeyi hayalim olarak dünayadaki iki milyar Müslümanın katılımı ile gerçekleşecek büyük islam birliğini kurma yolunda çalışmaktır.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Benim öncelikli ve yeghane rehberim Allah Rasülü HZ.MUHAMMED (S.A) dır Onu sevenler baş tacımız Ona düşman olanlarda baş düşmanımızdır.Hangi ırktan olursa olsun ona yakın olanlar en yakınımız,ona uzak olanlarda aynı anneden doğsak bile en uzağımızdır bu böylece biline; Hayata bakışımızda hahaytı algılayışı mızda, dünyadan ahrete uzanan yolculuğumuzda bizi nurave aydınlığa götüren yegane kıstaslarımız onun getirdiği kıstaslardır.
BEN BİR MÜSLÜMANIM
Allah rasülünün ( sa ) getirdiği vahye dayalı öğretiler dışında dünyadaki bütün izimler ,bütün beşeri sistemler insanlığı mutlu edememiş onun yerine insanlığa kan ve göz yaşından başka bir şey suınamamıştır. Bugün bir kere daha görüyoruz ve yaşıyoruzki insanlık her zamankinden daha fazlasıyla ona muhtaçtır.
ÖNEMLİ HATIRLATMA
Sevgili kardeşlerim yukarıdaki yazımızın bazı sitelerde yayınlandığını ve bundan ziyadesi ile memmun olduğumu belirtmek isterim ancak yazının altına HİKMET GÜNDÜZ ibaresini koyarsanız emeğe saygının bir gereği olarak bizi de mutlu etmiş olursunuz
SELAM VE DUA İLE
Hikmet GÜNDÜZ
HANİ ANNE Haziran 22, 2007

HANİ ANNE
Okuluma polisler karargah kurmuş
Bugünde okuluma gidemedim anne
Baş örtüme göz dikmiş na mahrem eller
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?
Her sabah gözyaşı , her sabah aynı dram
Bu işkence ne zaman bitecek anne ?
Biz kime ne yaptık ? kime zararımız var
Biz ne günah işledik suçumuz ne anne ?
Devlet için tehditmiş başımdaki örtüm
Bu isnada kahroldum yıkıldım anne
Bunlar nasıl insan ? bunlar nasıl Müslüman ?
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?
Hani güzel Türkiye’m şehitler diyarıydı ?
Hani sıksan toprağı şüheda fışkıracaktı ?
Hani bizler bu millet şehit torunlarıydı?
Biz böyle mi olacaktık ? böyle mi anne ?
Hani bayrağımız rengini şühedadan almıştı ?
Hani istiklal marşını yazan ruh;bizim ruhumuzdu ?
Hani askerlik bizim için peygamber ocağıydı ?
Biz bu günleri demi görecektik anne ?
Hani nine hatunun ruhunda yetişecektim ?
Hani örtümü açmayacaktım,açtırmayacaktım
Hani bu yolda sahipsiz hiç kalmayacaktım
Biz bu günleri demi görecektik anne ?
Hani biz bir bütündük Müslümanlar kardeşti ?
Hani birimizin derdi hepimizin derdiydi ?
Hani yüzde doksan dokuzu Müslümandı bu ülkenin ?
Nerede bu Müslümanlar nerede anne ?
Hani biz bu ülkede azınlık değildik,
Hani başı öne düşüp yürümeyecektik,
Hani itilip kakılıp horlanmayacaktık,
Biz bugünleri de mi görecektik anne
Ben özgürlük nedir hiçbir zaman tatmadım
Hasretim barışa,sevgiye hiç yaşamadım
Ruhum bir hücrede hiç bu kadar sıkılmadım
Gidelim mi bu ülkeden gidelim mi anne ?
GİDELİMMİ BU ÜLKEDEN GİDELİMMİ ANNE DEDİLER VE BİR ÇOKLARI ÖZ VATANLARINI AĞLAYARAK TERK ETTİLER
Hikmet GÜNDÜZ 13/03/2002 Saat 19:35
Bu şiir şahsıma ait olup 2002 ylında Eyüp İmam hatip lisesindeki baş örtüsü mağduru kız öğrencilerin dramını anlatmaktadır. ŞİİRİN İSMİ HANİ ANNE dir.Kendim 2002 yılında aynı daramı yaşayan son sınıf öğrencisi FEYZA GÜNDÜZ’ün babasıyım şiirimin bazı sitelerde yaynlandığını gördüm buna çok sevindim ancak ismim zikredilmeden ve şiirin bazı yerleri değiştirilerek yazıldığını gördüm buna ise üzüldüm bu tür kişilere hakkımı helal etmeyeceğimi ifade etmek istiyorum.Lütfen şiirin sonuna Hikmet GÜNDÜZ ibaresini koyun ve hiç bir değişikliğe gitmeyin.Aksini yapanların mahşer günü iki ellerim yakasındadır




