GECE YOLCULUKLARI

DÜŞÜNEN VE SORGULAYANLAR İÇİNDİR

Yahudi Türkler, Dönmeler Ve Sabataycılar Nisan 23, 2008

Filed under: Güncel — geceyolculuklari @ 8:21 pm

İNTERNETTEN ALINTIDIR

 

crypto-Yahudileri

Onların Yahudi olduğu bilinmez. Müslüman Türk olarak sahnelerde arz-ı endam ederler. Ülkemizde Kürt Yahudileri de bulunmaktadır. Kuzey Irak’taki Barzanî’nin karısı Yahudidir. Kürt Yahudileri kendilerini Müslüman olarak gösterirler. Ne yaparlar, ne gibi işler görürler, kimsenin bilgisi ve haberi yoktur.

 

Sabatay Sevi zuhur ettiği zaman Kürdistan’daki Yahudilerin de büyük heyecana kapıldığını Scholem yazıyor. Kaç kişi Mesih Sabatay’a iman etmiştir? O, mecburen ve yalancıktan Müslüman olduktan sonra kaç kişi imanında sebat ederek Müslüman kılığına girmiştir? Bu Doğu Sabataycıları içinden kaç büyük devlet adamı, bürokrat, fikir ve sanat şahsiyeti çıkmıştır?

Yurt dışındaki bazı müellifler, bazı kaynaklar Ziya Gökalp’in Yahudi asıllı olduğunu iddia ediyor. Elimde fazla bilgi ve veri yok ama olan kadarını ileride yazacağım. Gökalp önce Kürt ve Kürtçü olarak ortaya çıkmış sonra Türkçülük ve milliyetçilik konusunda birinci isim olmuştur. Onun dostu, talebesi, yakını Moiz Kohen de, Tekin Alp takma adıyla Türkçülük ve milliyetçilik konusunda bir çığır açmış, hatta kitaplarından birine “Kahr olsun Şeriat” başlıklı bir bölüm koymuştur. Moiz Kohen adlı bu Yahudi niçin Türkçülük ve milliyetçilik konusunda Müslüman Türkleri İslâm dışı, İslâm’a zıt bir mecraya ve vadiye çekmek istemiştir?

Kanunî Sultan Süleyman ve İkinci Selim zamanında Yahudi nüfuzu ve tesiri Osmanlı imparatorluğunda doruk noktasına ulaşmıştır. Bu konuda da yeterli araştırma yapılmamış, doyurucu kitaplar yazılmamıştır. Yasef Nassi hakkında yabancı dillerde bir yığın kitap var, bizde bir tek kitap bile yoktur.

Türkiye’de İslâm dinine ve dindar Müslümanlara açılmış savaş dinsiz Türklerin, dinden dönmüş Müslümanların işi midir, yoksa Yahudilerin, Sabataycıların işi midir?

İslâm dininin zuhurundan bu yana bazı Yahudilerin birtakım hareket ve manevraları olmuştur. Yemenli Bir Yahudi hahamı, Abdullah ibn Sebe’ ismini almış, Hazret-i Ömer’den dinî bir vazife istemiş, ilgi görmemiş, Hazret-i Osman’ın hilafeti zamanında ortaya çıkan fitneler bu zat tarafından körüklenmiş ve planlanmıştır. O gün bu gündür bazı Yahudiler İslâm dünyasında böyle çalışmaktadır.

Osmanlı imparatorluğunun yıkılışında Osmanlı Yahudilerinin ve diğer Yahudilerin rolleri nedir?
Yakın tarihimizdeki gizli Yahudiler kimlerdir?Bunlar ne yapmak istemişler, neler yapmışlardır?
Lozan andlaşmasının asıl mimarı Başhaham Hayim Nahum’dur. Hayim Nahum’un gayesi neydi?

Ankara’daki Tarih Kurumu, üniversitelerimiz, Kültür Bakanlığı’mız birtakım iddialar ve isnadlar karşısında niçin susmaktadır? İslâm dinini bozmak, asıl İslâm’ın yerine kul yapısı, reforme edilmiş, yenilenmiş, işe gelmeyen tarafları çıkartılmış, beşerî bir ideoloji ve hümanizma haline getirilmiş, sulandırılmış, ılımlı İslâm yapılmış yeni bir din çıkartılmak istenmektedir. Bu reform ve yenilikçilik hareketinde birtakım crypto-Yahudiler bulunmakta mıdır?

Normal olarak milletini, milliyetini seven, Türkiye’nin ve Türklerin yücelmesini, güçlenmesini, üstün olmasını isteyen bir Türk, kendisi dindar olmasa bile İslâm’a saygılıdır. Peki, din düşmanı, Şeriat düşmanı bir Türkçülüğün ve milliyetçiliğin arkasında kimler bulunmaktadır?

Samimî bir Türkçü ve milliyetçi olan Dr. Rıza Nur, Hatıratında “Gençliğimde dindardım, namaz kılardım, o günleri heyecanla hatırlıyorum” mealinde satırlar yazmıştır. Daha sonra dindarlığını, inançlarını kaybetmiş olmasına rağmen İslâm dinine karşı asla saygısızlık etmemiştir. Rıza Nur’un zıt kutbunda Moiz Kohen Tekin Alp bulunuyor. O Yahudi ise “Kahr Olsun Şeriat” diye yazacak kadar İslâm düşmanıdır. Acaba hangisinin Türkçülüğü ve milliyetçiliği doğrudur, hakikîdir?

Bundan birkaç yıl önce, sayın Ecevit’in başbakanlığı sırasında Kültür Bakanlığı Tekin Alp’in bir kitabını yayınladı. Ancak, Tekin Alp takma adının yanına parantez içinde “Moiz Kohen” diye yazmayı unuttu. Bu unutma gerçekten unutma mıdır, yoksa pekâlâ bilindiği halde es mi geçilmiştir?

 

Maalesef ülkemizde birtakım Yahudiler, Türkiye’yi ele geçirmek için iki kimlikli olarak çalışmaktadır. Zahirde Müslüman, gerçekte Musevî. Türkiye’deki kripto-Yahudilerin miktarı belli midir? Bu konuda kesin bir şey söylenemez. Eskiden bunların birkaç on bin kişi olduklarını tahmin ediyordum. Şimdi Harry Ojalvo (Aksiyon Dergisi’nde yapılan röportaj) gibi Türkiye’de bir buçuk milyon Gizli Yahudi bulunduğuna inanıyorum.

Onların hepsi Sabataycı değildir. Bazıları Bektaşî, bazıları Alevî postuna bürünmüştür. Mevlevîliğe, Melamîliğe girenleri de vardır Hattâ şu anda, sanırım, çatlak sesler çıkartan bazı Reformcu ve Yenilikçi ilahiyatçıların da, bunlarla alakası vardır. Kesin konuşmuyorum ama mutlaka incelenmesi gereken bir konudur bu.

Bizdeki Gizli Yahudiler milliyetçilik ve Türkçülük cereyanı ile de, çok yakından ilgilenmişlerdir. Onlar milliyetçiliği ve Türkçülüğü İslâm’a rakip bir duruma sokmak istiyorlar, bunda da hayli başarılı olmuşlardır. Aslında bir Türk milliyetçisinin, aklı başında bir Türkçünün, kendisi dindar olmasa bile Müslümanlığa ve Müslümanlara karşı son derece saygılı olması gerekir.

Yahudilere, Musevilere en fazla zarar verecek olan iki şey Siyonizm ile İsrail devletidir. Çoğu gitti azı kaldı, yakında dünya çapında korkunç ve dehşetli hadiseler olacaktır. Bekleyiniz. Türkiye Hahambaşılığı’na bağlı olan, iki standartlı ve iki kimlikli olmayan Yahudi vatandaşlarımızla fazla bir ihtilafımız yoktur.

İsrail’de, birtakım Yahudiler Türkiye ile, tarihimizle, birtakım önemli kişilerimizle ilgili önemli bilgiler ihtiva eden kitaplar, makaleler yazmışlardır. Bunların çoğu ibranicedir. Peki biz Türkiyeliler, bu yayınları incelemiş, taramış, tahlilini yapmış, gereken yerlerini Türkçe’ye çevirip kültürümüze kazandırmış mıyızdır? Maalesef… Yatakta uyuyoruz, ayakta uyuyoruz…

Türkiye’de İslâmiyet’i, Şeriatı, dindarlığı öcü gibi gösterenler; bunları devletimiz ve Cumhuriyetimiz için büyük tehlike ve tehdit olarak gösterenler kimlerdir? Laikliği çığırından çıkartanlar kimlerdir? Yakın tarihimizde bu ülke, sistemli şekilde soyulmuş, talan edilmiştir. Yekunu trilyonlarca doları bulan bu soygun ve talanı kimler yapmıştır? Ülkemizde dehşetli bir kimlik erozyonu olmuştur. Bu erozyon kimlerin eseridir? “Siyon Protokolları”nın sahte ve düzmece olduğu iddia ediliyor. Ancak şu husus da göz ardı edilmemelidir. Bazı kişilerin ve zümrelerin Türkiye’de yaptıkları, harfi harfine bu Siyon Protokollarına uygun düşüyor. Bu tatbikat kimlerin eseridir? Türkiye toplumunun millî kimliğinin ana faktörü İslâm idi. Ülkede Müslümanlık sarsılınca, İslâmî değerler terk edilince büyük bir çözülme, çöküntü, dejenerasyon meydana gelmiştir, bunu kimler yapmıştır?

İçimizden bazıları İsrail’e karşı büyük bir hayranlık, bağlılık, sevgi, dostluk besliyor. Oradaki sistem Türkiye’dekinin taban tabana zıddıdır. İsrail bir din devletidir, bir ırk devletidir, Musevî şeriatı üzerine müesses bir devlettir. Orada din ve devlet aynı şeydir. Peki, bizdeki birtakım laikler nasıl oluyor da, böyle bir devlete hayran oluyorlar?

Dönmelerin inanç Esasları

Dönmelik, “Osmanlı tebasından olup dini ve siyasi ideallerine daha rahat ulaşabilmek için İslâmı kabul etmiş görünen Yahudi cemaati şeklinde tanımlanmaktadır.

Dönmeliğin tarihçesine baktığımızda Dördüncü Sultan Murad döneminde Sabatay Sevi’nin sahte ihtidasıyla başlar. Bu yüzden onlara dönme dendiği gibi liderlerinden hareketle “Sabatayistler” de denir.

Ayrıca günümüz Türkiye’sinde dönmelerle ilgili verilen şu bilgiler çok dikkat çekicidir:
“… Dönmeler Türkiye genelinde 30-40.000 kişi civarında tahmin edilmektedir. Bunlar daha çok Edirne, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’da yaşamaktadırlar. Yoğun olarak bulundukları yer Selânik olduğu için dönmelere “Selanik dönmesi” de denilmektedir. Bundan dolayı mübadele sonrasında Türkiye’nin çeşitli şehirlerine gelip yerleşen dönmelerden doğum yerleri Selânik olanlar Selânik ismini değiştirmişlerdir. Kapalı bir cemaat hayatı yaşadıkları için dönmeler sır vermemeye özen göstermişler, eskiden olduğu gibi bugün de Türklerin yanında Türk isimlerini, kendi aralarında ise Yahudi isimlerini kullanagelmişlerdir.“Dışişleri, maliye, eğitim, basın-yayın ve üniversiteler başta olmak üzere çeşitli alanlarda görev yapanların yanında, özellikle ticaret ve sanayide önemli başarılar elde eden dönmeler de vardır. Bugün Türkiye’nin en etkili aydınları, gazete sahipleri ve köşe yazarları arasında dönmelerin de bulunduğu iddia edilmektedir. (**)”Siyonist kongrelerde önemli mevkilerde yer alan dönmelerin bazan sinsi, bazan ise açıktan açığa fakat muttariden İslâm’a ve Müsülanlara saldırmaktan, karalamaktan geri durmadıkları bir gerçektir. Gayız ve husumetleri hiç bitmeyen dönmelerin, intikam hislerini tatmin için Türk milletinin mukaddes hislerini hançerlemek başlıca görevleridir. Müslümanlığa avdeti irtica telakki ederken, Yahudiliğe avdeti ilerleme olarak kabul ederler…

Tarihsizlik

TARİHİMİZİ tahrif ede ede, milletimizi hafızasız aliene bir toplum haline getirdiler. Ortaya sun’î (yapay), düzmece, uyduruk bir tarih çıkarttılar. Halide Edip Adıvar “Türkiye’de Şark, Garp ve Amerikan Tesirleri” adlı kitabında; bizde lisan ve tarihe yapılan devlet müdahalesinin, Hitler Almanya’sındakinden ve Stalin Rusya’sındakinden daha fazla ve daha şiddetli olduğunu yazıyor.

Okullarda, üniversitelerde okutulan resmî tarihte birçok gerçek ya tersyüz edilmiştir, yahut hiç okutulmamaktadır

Tanzimat’tan bu yana vaki olan ihtilal, darbe, büyük değişim hareketlerinde
• Masonların,
• Sabataycıların,
• Dönmüş veya dönmemiş öteki Yahudilerin,
• Tekin Alp takma adıyla sözde Türkçülük ve milliyetçilik yapan kişinin ve benzerlerinin,
• “Boğaziçi aşireti”nin,
• Misyonerlerin,
• İngiliz, Amerikan ve diğer emperyalist ülkelerin ajanlarının… isimlerinden,
rollerinden, tesirlerinden bahs edilmemektedir.

Düşünebiliyor musunuz? Yüzlerce, binlerce yakın tarihimiz kitabı yazılıyor, okutuluyor ve bir kere bile Sabataycılardan bahs edilmiyor. O Sabataycılar ki, yakın tarihimize damgalarını vurmuşlardır. O Sabataycılar ki, şişirme ünlülerinden birinin New York’ta “Biz, yirminci asırda iki devlet kurduk. Biri İsrail, ötekisi……” dediği iddia ve rivayet edilmektedir. Son seksen-doksan yıl içinde Türkiye’de birtakım marksist faaliyetler yapıldı; birtakım Türkiyeliler bu ülkeyi, bu halkı, bu devleti Marks’ın ve Lenin’in ideoloji ve sisteminin kurtaracağını iddia etti. Bu konuda binlerce araştırma yayınlandı. Soruyorum:Türkiye’deki bütün marksist fikir adamlarının, aksiyoncuların, önde gelen şahsiyetlerin Sabataycı olduğunu bir tek satırla yazan tarih kitabı var mıdır? Maalesef yoktur. Farmasonlar da yakın tarihimize damgalarını bastılar. Peki okul ve üniversite kitaplarında onlardan niçin bahsedilmiyor? Bir liseli Türkiye çocuğunun Sultan Beşinci Murad’ın Farmason olduğunu bilmeye hakkı yok mudur?Müslüman Türkiyelilerin, bir kitabına “Kahr olsun Şeriat!” fasıl başlığını koyan Tekin Alp’i, nâm-ı diğer Moiz Kohen’i tanımaya hakları yok mudur?Tarihçi Nihal Adsız’ın “Gök Sultan” diye övdüğü Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı okul ve üniversite kitaplarında yerin dibine batırıyorlar; onu tahtından indiren İttihad’çıları, Jön Türkleri, cryptoları baş tacı ediyorlar. Otuz üç yıllık saltanatı boyunca devletin, ülkenin bütünlüğünü korumuş, memlekete nice faydalı müessese kazandırmış Türk asıllı ve imanlı bir devlet başkanına olan bu kin nereden geliyor? Onu beğenmeyenlerin, onu alaşağı edenlerin bu halka, bu devlete, bu ülkeye verdikleri zararı biliyoruz. 1909’da Abdülhamid Han’ı tahttan indirdiler, 1911’de Trablusgarb’ı (Libya) ve Oniki adaları İtalya’ya; 1912’de koskoca Rumeli’yi Balkan devletlerine kaptırdılar; 1918’de Mondros’ta teslim bayrağını çektiler ve Alman denizaltıları ile Türkiye’den kaçtılar.1909 ile 1918 arasında sahte hürriyet kahramanları Osmanlı ülkesini, devletini, halkını batırdılar, bitirdiler, mahv ettiler. Vatan sathını darağaçları ile doldurdular, gazetecileri sokak ortasında katl ettiler, savaş yıllarında halkı açlıktan öldürdüler, Sarıkamış’ta yüz bin askerimizi soğuktan dondurdular, vagon ve bulgur ticaretleriyle efsanevî haram ve kara servetler elde ettiler, on yıl boyunca “Hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet” bağırtıları ve böğürtüleri içinde korkunç bir devlet ve parti terörü icra ettiler. Onlar kahraman oldu, zavallı Sultan Abdülhamid kızıl sultan ve hain oldu. En büyük suçu neydi? Filistin’i siyonistlere peşkeş çekmemek mi? 

 

Millî mücadelemizin tarihini de çarpıttılar.

1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’a kimin emriyle ve parasıyla gitmişti? Ordudan istifa ederken Padişah’a çektiği iki telgrafın başlıklarında “Atebe-i Ulya-yı Hazret-i Hilafetpenahîye” diye yazmamış mıydı? Telgraflardan birinin altında “Kulları Mustafa Kemal…” diğerinde “Kulunuz…” diye yazılı değil miydi? 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Hacı Bayram Veli Camii’nde topluca kılınan Cuma namazından sonra dualar edilerek, tekbirler getirilerek, kurbanlar kesilerek açılmamış mıydı? Meclis’te yetmişten fazla sarıklı müftü, müderris, şeyh yok muydu?

Rıza Nur Hatırat’ında yazıyor: Milletvekillerine lojman bulunamadığı için yatılı bir lisenin yatakhanesinde kalıyorlarmış. Ankara valisinin emriyle her sabah yatakhanede ezan okunur, mebuslar namaza kaldırılırmış. Meclis’in ilk celsesinde başkanlığı en yaşlı üye Sinop mebusu Şerif Bey yapmış, ondan sonra sözü ünlü bir paşa almıştır. Her ikisi de açılış konuşmalarında “Bu Meclis önce Halifemizi, sonra vatanımızı kurtarmak için açılmıştır…” mealinde konuşmamışlar mıydı? Meclis zabıtlarının koleksiyonu kütüphanelerde mevcuttur. Merak eden gidip bakabilir, okuyabilir…

İşinize gelmediği için bana gerici diyorsunuz ve yazdıklarımı kabul etmiyorsunuz.
Size bir adres veriyorum: Yakın tarihimizin, Millî Mücadelenin uzmanlarından haysiyetli ilim adamı Profesör Mete Tunçay’a sorunuz. O gerici değildir. Ona “Kurtuluş Savaşımız İslâmî bir hareket miydi?” sorusunu yöneltiniz. Size “Evet, İslâmî bir hareketti…” cevabını verecektir. Nereden biliyorsun?.. Daha önce kaç kere yazdı ve söyledi…

Millî Mücadele kazanıldıktan sonra kısa bir müddet çoğulcu demokrasi devam etti, sonra tek parti rejimine geçildi. Resmi tarihler bunun da içyüzünü yazmıyor. Hangi okul ve üniversite ders kitabında, muasır medeniyeti (çağdaş uygarlığı) yakalamak konusunda Japonya ile Türkiye’nin yaptıkları mukayese edilmektedir? Böyle bir karşılaştırmaya niçin cesaret edemiyorlar? Japonya ilimde, teknikte, iktisatta, sanayide ilerledi, dünyanın on büyük devleti listesine girdi de Türkiye niçin geri kaldı, niçin sanayileşmedi, niçin Japonya’daki gibi üniversitelere, medyaya, eğitime sahip olmadı? Liseli çocuklarımıza, üniversiteli gençlerimize bu konuyu niçin anlatmıyoruz? Japonlar, binlerce karışık ve çetrefil ideogramdan meydana gelen o çok zor yazılarıyla günde 13,5 milyon adet basan günlük gazeteler yayınlıyor, 400 üniversitede kaliteli ve yüksek bir eğitim veriyor, şimdiye kadar onlarca Nobel kazanmış bulunuyor da biz Türkiyeliler böyle başarılara niçin nâil olamadık? Gençlerin bu konuları düşünmelerine, müzakere etmelerine fırsat verilse iyi olmaz mı?

İyi olur ama sonra birtakım tabular yıkılır, konvansiyonel yalanlar ortaya çıkar. Böyle bir şey bizim pembelerin, kızılların, cryptoların işine gelmez. Yıllardan beri genç nesillerin beyinlerini yalanlarla uyuşturdular. Din terakkiye (ilerlemeye) engel imiş. Ne büyük hezeyan! Hiçbir din ilerlemeye engel olmaz. Din terakkiye mâni olsaydı binlerce puta tapan, inekleri kutsal kabul eden Hindistan atom bombası yapamazdı.

Şintoizm, Budizm, Konfüçyanizm Japonları geriletmediği gibi, İslâm da Türkleri, Türkiyelileri geriletmemiştir. Türkiye’nin geri kalmasının sebepleri başkadır. Türkiye bir takım yanlış fikir ve görüşlerin, yanlış ideolojilerin akıl ve hikmet dışı tabuların, ihanet ve hıyanetlerin tesiriyle geri kalmıştır.

BU YAZI İNTERNETTEN ALINMIŞTIR

About these ads
 

One Response to “Yahudi Türkler, Dönmeler Ve Sabataycılar”

  1. aktaştürk Says:

    Nerede bir yahudi ve ingiliz görürsen başını ezeceksin,ben bunu bilir bunu söylerim,bu yazıları kör olmuş toplumumuza daha etkin alanlarda ulaştırmamız gerekiyor…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.