GECE YOLCULUKLARI

DÜŞÜNEN VE SORGULAYANLAR İÇİNDİR

MEZAR TAŞLARI Temmuz 31, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 9:20 pm

mezartaslarindakimedeniyet-spot.jpg


MEZAR TAŞLARI

Bilene anlayana ne dersler verir
Bir sessiz vaizdir mezar taşları
Dünya fani dünya, gerçek hayat burası
Unutma der bizlere mezar taşları

Nefsine aldanarak günaha dalma
Haramdan kazanarak kar yaptım sanma
Üç günlük dünya için dinini satma
Burada hesap çetin der; mezar taşları

Zengin de olsan Bilgin de olsan
Yedi iklim Padişahı Sultanda olsan
Allah’a en sevgili peygamber bile olsan
Kaçış yok der ölümden mezar taşları

Bak bize göç etti nice zenginler
Bir kefenden başka ne getirdiler
Çürüyüp toprak oldu kurtlar yediler
İbret al der bizlere mezar taşları

Üzerine giydiğin gömleğin elbiselerin
Yediğin içtiğin, bunca çeşit nimetin
Bir ömür boyunca aldığın; her nefesin
Hesabı var der burda ,mezar taşları

Şeytana uyup hak yoldan sapma
Kendini bile bile ateşe atma
Beş vakit namazını asla bırakma
Namazını kıl derler mezar taşları

Gayesiz başı boş hiç yaşanırımı
Cennete götürecek amelin var mı
Münker ile Nekire cevabın var mı
Her gün bize sorarlar mezar taşları

Niceleri pişman burda azap içinde
Niceleri var ki mutlu sefa içinde
Herkesin mekanı farklı biçimde
Haber verir ötelerden, mezar taşları

HİKMET GÜNDÜZ 31/07/2007 SAAT 23:33 İLETİŞİM ADRESİ

ÖNEMLİ HATIRLATMA

Şiirler şahısma ait olup yasal güvence kapsamındadır kaynak
( site adresi ve şaiirin ismi verilmeden ) yayınlanması ve kullanılması yasaktır
bu aynı zamada emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir

 

NAAT Temmuz 29, 2007

Kategori: EN ÖNDEKİLER, Şiirler — geceyolculuklari @ 2:39 pm

 

NAAT

Seccaden kumlardı..

……………………….

Kayışzade osmanlar…

Na’tını galib yazsın, mevlidini

Süleymanlar..

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin sinanlar..

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel ey muhammed!

Bahardır

Dudaklar ardında saklı

“amin”lerimiz vardır..

Hacdan döner gibi gel……….

Miraçtan iner gibi gel………..

Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, ruzgar kanat;

Hızır kanat, cibril kanat,

Nisan kanat, bahar kanat;

Ayetlerini ezber bilen,

Yapraklar kanat…

Açılsın göklerin kapıları

Açılsın perdeler, kat kat..

Çöllere dökülsün yıldızlar,

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar..

Çöl gecelerinden yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i habeşi sustuysa;

Ezanlarını davud okusun!

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…….

…………………………..

Devirlerden, diyarlardan

Gelip, göklerde buluşan

Ezanların vardı!.

Mescit mümin, minber mümin…

Taşardı kubbelerden tekbir,

Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;

Geri gelmeyen dualardı…

Geceler ki pırıl pırıl

Kandillerin yanardı..

Kapına gelenler ya muhammed,

- uzaktan, yakından –

Mümin döndüler kapından…

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi…

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi…

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın

Yoksulların sahibi..

Nerde kaldın ey resul,

Nerde kaldın ey nebi!..

Günler ne günlerdi, ya

Muhammed!..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı…

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,

Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..

Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor…

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;

Ebu leheb ölmedi ya muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor…

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya muhammed!

Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;

Gurur; kaf dağında derebeyi..

Onu da yaralarlar kanadından

Gelse bir şefkat meleği..

İyiliğin türbesine,

Türbedar oldu iyi..

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına…

Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi taiftir, kimi hayberdir…

Fethedemedik ya muhammed

Senelerdir…

Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi;

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi…

Günahın kursağında

Haramların peteği..

Bayram yaptı yabanlar

Semave’yi boşaltıp;

Save’yi dolduranlar

Atını hendeklerden – bir atlayışta –

Aşırdı aşıranlar..

Ağlasın yesrib!

Ağlasın selmanlar…

Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı…

Yere dökülmeyecekti ey nebi!

Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

Ne oldu ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar….

Uçsuz bucaksız çöllerde

Yine izler gelenlerin;

Yollar gideceklerindir….

Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.

Örümcek ne havada

Ne suda, ne yerdeydi

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi

Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,

Şu yuva ki bilinmez;

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi

Kumru mu..

Kuşlarını bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu..

Ey abva’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran uyusun çöllerin,

Ilık kumlarıyla örtülü..

Dinleyene hala

Çöller ses verir….

Yaleyl, susar,

Uğultular gelir…

Mersiye okur uhud,

Kaside söyler bedir;

Sen de bir hac günü

Başta muhammed, yanında

Ebu bekir,

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,

Destan yap ey şehir!

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına…

Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun kur’anlar..

Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın

ARİF NİHAT ASYA

 

EN SEÇME VE EN GÜZEL FIKRALAR Temmuz 29, 2007

Kategori: FIKRALAR, Çok Güldüklerim — geceyolculuklari @ 1:39 pm


TEMEL VE PANSUMAN

Temelle dursun hem yürüyorlar hemde havadan sudan konuşuyorlarmış.Zaman geçirmek kabilinden ellerinde bıçaklarla çubuk yontuyorlarmış,derken temel bıçağa elini kestirmiş Temelin bu durmunu gören dursun

- Bak Temelciğim şu karşıdaki sağlık ocağını görüyormusun gitte yaranı orada Pansuman yaptır gel demiş. Temel gitmiş sağlık ocağının kapısından içeri girmiş önüne iki kapı çıkmış kapılarda görevli hiç kimse yokmuş sadece kapıların birinin üstünde ağır yaralı diğerinin üstünde hafif yaralı hastalar içindir yazıyormuş,Temel düşünmüşki benimki hafif yaralı öyleyse hafif yaralı yazan kapıdan girmeliyim diye düşümmüş Temel içeri girmişki önüne iki kapı daha çıkmış .Kapının birin üstünde etle ilgili yaralar diğerinde de kemikle ilgili yaralary azıyormuş.
Temel etle ilgili yazan kapıdan içeri girmiş.Bu defa Temelin önüne iki kapı daha çıkmış kapının birin üstünde önmli yaralar dğerinde Önemsiz yaralar yazıyormuş. Temel benimkisi nihayet bir bıçak yarası diyerek önemsiz yazan kapıdan içeri girmiş ve bu kapıdan girer girmez Temel Kendini sokakta bulmuş,bulmuş ama temel bu işe oldukça şaşırmış.
Doğruca dursunun yanına gelmiş. Dursun TEMELE
-Ne oldu TEMEL pansuman nasıl geçti diye sormuş
Temel boş ver sen pansumanı esas olan organizasyon gerçekten müthişti demiş

HURİ NURİ

TEMEL birgün bir Cuma namazına gitmiş.Cuma namazında hoca hep cennetin güzelliklerinden bahsetmiş.Temel cumdan sonra hocaya cennetle ilgili bir çok soru Sormuş hoca her birisine cevap vermiş.Temel soru sormaya devam etmiş
- Hocam ben cennete gidersem bana mükafat olarak başka daha neler var demiş.Hocada ona
- Şunlar şunlar var bunlar bunlar bunlar var bunların yanında yanında 4 tanede huri var demiş Temel buna çok sevinmiş Sonra Temel o kadar soru sormuşki hocayı canından bezdirmiş.Temel tam kapıdan çıkıp giderken aklına birşey takılmış ve son birkez hocaya şunu sormuş
-Hocam peki demiş bizim hanımda cennete giderse ona ne veriyorlar demiş.Sorlurdan oldukça bunalan ve temele sinirlenen hoca
- Onada dört tane nuri var demiş
Temel bu işe çok sinirlenmiş doğruca eve gitmiş eve varmışkı hanımı secde halinde Namaz kılıyor.Temel aklından geçirmişki ” ha bizim hanım demekki nurilere kavuşmak İçin bol bol namaz kılıyor diye düşünmüş.”Hanımına bir tekme kondurmuş ve
- Oruspimi olacan sen len demiş.

KAYSERİLİ VE TUAFAİYECİ DÜKKANI

Kayserili Tuhafiyeci dükkanindan geçimini saglayabiliyor, bir kösede üç bes kurus da biriktirebiliyordu.
Günün birinde sagindaki dükkan bosaldi, derken orasi da bir tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha… Rekabet basladi, isleri kötüye gitti.

Ama sonunda bir çözüm yolu buldu :

Sagindaki komsusu, dükkaninin üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdirmisti.

Solundaki, en büyük tuhafiye magazasi, yazili bir bez asmisti.

Bizimki,
ikisinin ortasina su yaziyi koydurdu :

Magazaya buradan girilir.

YERDE PARA BULDUM

Bir gün kayseri’lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki; bu lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun’dur .Biz hep bir ağızdan temel diye bağırdıkmı bütün temeller siperden başını çıkararak bu bu ses nerden geldi diye bakarlar o zaman siperden başını çıkaran bütün temelleri sonrada aynı şekilde bütün dursunları onların hepsini böylelikle vururuz demişler .Daha sonra savaş ortasında hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar:
-temel! temel!!!
bütün temeller kafalarını siperden çıkarıp bizi kim çağırdı diye baktıklarında hepsi vurulmuşlar.
Daha sonra kayserililer :
-Dursun! dursun!!!!Diye bağırmışlar. Bu defada ismi Dursun olanlar kafalarını siperden çıkarmışlar ve onlarda vurulmuşlar.Lazlar durmu fark etmişler ve çok az kişi kalmışlar. O nlarında aklına bir fikir gelmiş.Sonra hepsi birden
-Yerde para bulduk kimundur ?
diye bağırmışlar. Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar

SONRA ONU DA YERİZ

Trenle İstanbula yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmayı arkadaşınada ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun biraz sonra onuda yeriz demiş

CEMAL ASKERDE

Yeni asker olan Cemal’e komutanı sormuş:

-”Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?”Cemal heyecanla cevap verir:

-Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım. Komutan tekrar sormuş. “

-Peki, karşıdan geliyorsa?

-Karşıya ateş açarım, komutanım.

-Arkadan geliyorsa ? deyice komutan, Cemal dayanamamış:

-”Komutanım, bu ordunun askeri yalnızca bir ben miyim da?”

İKİ SALAK ER

İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. Generalin biri diğerine demişki ” benim bir askerim var çok salak demiş. Diğeriyse “hayır, benim bir askerim var o daha da salaktır.” demiş. Derken tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp “oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir OTAMOBİL al gel” demiş. İkinci general de askerini çağırıp “bizim eve gitte bizim hanıma sor bakalım ben evedemiymişim ?” der. İki salak asker yolda karşılaşmışlar. İlki “ya benim general ne kadarda salak. Bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi.Bilmiyormusun pazar günü araba satılmayacağını ” demiş. İkincisiyse “ya benim general hepten salak. bana dediki git bizim eve ve hanıma sorki bakalım ben evdemiymişim diyor.” Ulan manyak herif kışlada bir sürü telefon var aç ta karına sor sana beni eve gönderiyorsun .” demiş.

KAYSERİLİ VE YAHUDİ

Yahudinin birsi kayseri pazarında kayserilinin birisine bir eşşek satmış.Ancak eşeğin kuyruğu takma imiş kayserili bunu fark etmeden almış.Ancak yahudi eşeği sattıktan sonra pazarda ona buna nasıl kayseriliyi kandırdığını analatmaya başlamış.Sonra kayserilinin yanına gelmiş ve ona demşki
-Birde uyanık geçinirsiniz kayseriliyim diye gördünmü takma kuyruklu eşeği sana Nasılda okuttum.Keyserili buna çok içerlemiş ve şöyle demiş
- vay anam vay Allahtan sana verdiğim para sahteydi yoksa kandırılmıştım demiş

DÖRT ARKADAŞ VE UÇAK YOLCULUĞU

Bir türk,bir alman,bir fransız,birde ingiliz arkadaş aynı uçakta seyhat ediyorlarmış derken Alman olan kişinin telefonu çalmış ve birden ağlamaya başlamış sonra demişki – Açın uçağın kapağını kendimi aşağı atıp intihar edeceğim demiş
Sormuşlar neden diye
- Anam genel eve düşmüş ben bu acıyı kaldıramam demiş
Sonra fransızın cep telefonu çalmış o da konuştuktan sonra ağlamaya başlamış onada ne oldu diye sormuşlar oda
-Açın kapyı kendimi uçaktan atıp intihar edeceğim demiş oda annesinin genel evine düştüğünü söylemiş.

Sonra ingilizin telefonu çalmış oda aynı derten muzdarip o daİntihar etmek istediğini söylemiş.Sonra bizim Türkte birden ağlamaya başlamış o da intihar etmek istediğini söylemiş ve
- Açın kapıyı intihar edeceğim demiş
Sormuşlar ona sana ne olduki demişler oda
-Bu kadar ……çocuğu içinde benim ne işim olabailir demiş

TEMEL VE PAPAĞAN

Temel Almanyaya gitmiş almanyada gezerken yolu bir kasap’a düşmüş kasapta bir papğan görmüş ve çok hoşuna gitmiş.Kasap’a
- ” Bu ne güzel papağan böyle demiş” kasapta O da birşeymi onun öyle hünerleri varki demiş.Temel
-Ne hünerler var diye sormuş.Kasap
- Mesela sen geç karşısına sana nasıl bir kişi olduğunu hemen söylesin demiş.Temel geçmiş papağanın karşısına papağan Temele
- sen bir aptalsın, sen bir aptalsın demiş
Temel şok olmuş ve bu papağanı almak istediğini ısrarla söylemiş.Kasap papağanı satamayacağını ancak ona üç yumurta verebileceğini dolayısı ile bu yumurtalardan çıkan papağan yavrularını büyüterek aynı türde bir papağan elde edebileceğini söylemiş.Temel papağanın yumurtalarını aldığı gibi memleketi tarbzona götürmüş.Orada kuluçkaya yatırmış ve bütün Trabzon halkına dünyanın bir numaralı papağanını elde edeceğini söylemiş.Nihayet kuluçka dönemi sona ermiş.

Temel birde ne görsün yumurtaların birinden bıldırcın yavrusu,birinden tavuk civcivi, birindende ödek yavrusu çıkmış.Temel kandırıldığını
Anlayıp uçakla derhal almanyaya uçmuş ve dorudan kasabın yanına gitmiş İçeri girmiş ve papağanın karşısına dikilmiş. Papağan bir den bağırmaya başlamış
- sen aptalın birisin ,sen aptalın birisn ,sen aptalın birisin diye,Temel çok sinirlenmiş ve şöyle demiş
- Penum aptal olduğumu bir ben biliyim birde sen biliysin ama senin ne orispi olduğunu bütün tarbzonlu biliyi

 

SON NOKTA Temmuz 27, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 10:57 pm

SON NOKTA

Gözlerim son noktayı seyreder gibi
Azrail karşımda geldim der gibi
Musalla taşındayım arkamda dizilmişler
İmam cemaate kimdir der gibi

Omuzlardayım tekbirler benim için
Son yolculuğuma çıkmışım gibi
Meğerse ne faniymiş bu dünya bu alem
Yalnızca bir nefes almışım gibi

Evimi doldurur dostlarım ahbaplarım
Fatihalar yasinler okurlar gibi
Eşim hatırama bir şiir yazar
Benide yanına götür der gibi

Göz yaşı ile ıslanmış eşimin yanağı
Resmime bakarak niye der gibi
Çocuklarım sorarlar babam nerede
Ölmedi dönecek bir gün der gibi

Beyaz atlı şövalye yok artık dünyada
Eşim hala sanki beklermiş gibi
Alırda resmimi basar bağrına
Erken battın güneşim sanki der gibi

Kollar yana düşmüş gözler kıpkızıl
Ağlamaktan göz pınarı kurumuş gibi
Açar şiirlerimi tek tek okurda
İçinde kıyamet koparmış gibi

Mezarımın başında bir hece taşı
Bir garip insandı yazarmış gibi
Geride bıraktığım üçümden üç gül
Bana sevgilerini sunarmış gibi

Uzanırda gül yüzlüm bensiz yatağına
Gözleri bir noktaya dalarmış gibi
Kapatmışta kapıları benden başkasına
Bu dünyada yalnız yaşarmış gibi

Dünya zevklerine elveda demiş
Can alıcı meleği beklermiş gibi
Çekmiş perdeleri giyinmiş beyaz
Kavuşma yolculuğuna hazırmış gibi

Hikmet GÜNDÜZ 01/01/1994

YASAL UYARI

Şiirlerim yasal güvence kapsamında olup kaynak ( site adresi ve şaiirin ismi ) verilmeden kullanılması ve yayınlanması yasaktır.

Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir

 

SENİ DÜŞÜNDÜM Temmuz 25, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 10:52 pm

   SENİ DÜŞÜNDÜM

Bir şimşek çaktı aniden gönül evimde
Dün gece yatmadım seni düşündüm
Bir boşluğa düştüm yıldırım hızıyla
Dün gece yatmadım seni düşündüm

Düşlerim raks etti hep senin etrafında
Ellerim şakağımda hep seni düşündüm
Hücreden de dar geldi kaldığım oda
Dün gece yatmadım seni düşündüm

Fatihalar Yasinler arkadaşım oldu
Ellerim duada hep seni düşündüm
Ümitle ümitsizlik kapısı arasında
Bir gedip bir gelip seni düşündüm

Zaman tünelinde yollara düştüm
O büyük aşklarda seni düşündüm
Çaldım kapılarını Leyla ile Mecnunun
Gönül sofralarında seni düşündüm

Hikmet GÜNDÜZ
24/10/1997 saat 2:15
Önemli uyarı

Şiirlerim yasal güvence kapsamında olup  kaynak (site adresi ve  şairin ismi ) verilmeden kullanılması ve yayınlanması yasaktır.Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir.

 

ÖMÜR TAKVİMİ Temmuz 25, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 10:22 pm

ÖMÜR TAKVİMİ

Ömür takviminden bir yaprak daha düştü
Bilinmez geriye kaç yılım kaldı
Nerede ne zaman son nokta son nefes
Bilinmez kaç nefes sayılı kaldı

Avuçlarımda tuttuğum sade bir boşluk
Ne kaldı geriye geçen ömrümden
Gün doğdu gün battı geçti koca yıllar
Bir şey anlamadım bu serüvenden

Benim diye sandıklarım benim değilmiş
Bir gün gelir hepsi benden gidermiş
Şu bizim çalışmamız şu bizim çabamız
Boşuna koşturmakmış boşa emekmiş

Her şey musallaya her şey kabre kader
Doğmak yaşamak ölmek hepsi kadermiş
Şu yalancı dünyada en büyük sermaye
Allahın rızasına uygun işlermiş

HİKMET GÜNDÜZ 1/1/2007 Saat 11:54

Önemli Uyarı

Şiirlerim ysal güvence kapsamında olup kaynak ( site adresi ve şaiirin ismi verilmeden )

kullanılması ve yayınlanması yasaktır.Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını ihlaldir.

 

AL GÖTÜR BENİ Temmuz 25, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 10:02 pm

AL GÖTÜR BENİ

Al götür beni yalanlardan gerçeğe

Yaşanmamış aşkların sevgilerin diyarına

Ayrılıkların,hasretlerin yaşanmadığı

Aşkların sevgilerin destanlaştığı

Al götür beni mutluluklar diyarına

Orada seninle bir evimiz olsun

Kapısı mutluluğa sevgiye açılsın

Burada bir büyük aşk imzaya açılsın

Yerdekiler ve göktekiler şahidimiz olsun

Al götür beni mutluluklar diyarına

Kem gözlerden Rabbim bizi korusun

Dualar yasinler zırhımız olsun

Nem varsa neyim varsa seninle paylaşayım

Sen benim ley lam ol bende senin mecnunun

Al götür beni mutluluklar diyarına

Sevgi pınarım ol içtikçe susayayım

Saçından bir gül yapıp bülbül olup konayım

Saçının her teline bin bir şiir yazayım

Dizinde bebekler gibi şefkatle uyuyayım

Al götür beni mutluluklar diyarına

Gizemli rüyalarla dizinden uyanayım

Her gün taze bir sevgiyle sana doğayım

Çektiğim bunca dert çilelere karşın

En büyük mutluluğu seninle yaşayayım

Al götür beni mutluluklar diyarına

Beni öyle sevki unutayım maziyi

Seninle kanat takıp yıldızlara uçayım

Sen benim bir derdime çare ol ey yar

Bense senin bin derdine ilaç olayım

Al götür beni mutluluklar diyarına

Hikmet GÜNDÜZ

18/06/1999 gece saat 00:40

Yasal Uyarı

Şiirler yasal güvence kapsamında olup şairin ismi ve site adresi verilmeden yayınlanması yasaktır

 

SENİN ADINA Temmuz 25, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 9:47 pm


SENİN ADINA

Yazısız pulsuz dilekçeler yolladım
Her gece Rabbime senin adına
Her günde beş vakit o kapıyı çaldım
Her namaz ardından senin adına

Tespih arkadaşım seccade arkadaşım
Secdelere kapandım senin adına
Saatler çalıştı zamanla yarıştım
Sabahları bekledim senin adına

Hikmet GÜNDÜZ 2:16 11/09/1998

Önemli uyarı

şiirlerim yasal güvence kapsamında olup kaynak ( site adresi ve şaiirinismi verilmeden )

gösterilmeden yayınlaması yasaktır.Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkını iklaldir

 

SEN 3 Temmuz 25, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 9:34 pm


SEN 3

Sen aşkından alev, alev volkan gibi yandığım
Sen hasretinden geceler boyu kıvrandığım
Sen delicesine,ölümüne bağlandığım
Sen mecnunu kıskandıracak kadar sevdalandığım
Sen rüyalarımda en çok yer ayırdığım
Sen sesini duymaktan en çok hoşlandığım
Sen yüzüne bakmaya asla doyamadığım
Sen yanımda olmasını en çok arzuladığım
Sen senden başka herkesten kıskandığım
Sen uğrunda en güzel şiirleri yazdığım
Sen senle olunca cennetteyim sandığım
Sen varımı yoğumu her şeyimi paylaştığım
Sen ah bir görsem diye yollarına baktığım
Sen ismini duyunca en çok heyecanlandığım
Sen aklımdan fikrimden hiç çıkarmadığım
Sen isminler içinde ismini en çok sevdiğim
Sen kendimi unutup hayallere daldığım
Sen en güzel mutlulukların adresinden aldığım
Sen telefon numarasını hiç unutmadığım
Sen en güzel çiçeklerden topladığım balımsın
Sen benim kara gözlüm ………… canımsın

Hikmet GÜNDÜZ 1998

Önemli hatırlatma

Şiirlerim yasal güvence kapsamında olup kaynak

( site adresi ve şairin ismi verilmeden ) gösterimeden kullanılması ve yayınlanması yasaktır

 

…………..HANIM Temmuz 24, 2007

Kategori: Şiirler — geceyolculuklari @ 11:50 pm

………. HANIM

Ömrüm hep beklemekle geçti
Neyi niçin beklediğimi bilmeden
Herkesin beklediği bir şeyleri var
Oysaki benim ne beklediğim,nede bir bekleyenim var
Umudum,özlemim,hayallerim bomboş
Bir çatal bir kaşık boş ve yalnız bir sofra
Gün doğar gün batar her günüm bomboş
Geceler matem tuttu içimdeki yalnızlığa
Evimin dört duvarı yatağım bomboş
Her gelen benden bir şeyler çaldı gitti
Gönül evim ve kalbim ve içim bomboş
Bir ruhsuz gölge imiş meğer insan bildiklerim
Kocaman bir dünyadayım ve içi bomboş
Ben hep böyle ayları hep yıllara ekledim
Ziyan oldu gençliğim yıllarım bomboş
Hep boşluğa yürüdüm boş kaldırımlarda
Ne zamanlar tükettim o parke taşlarında
Ben o boş kaldırımların o yalnız adamıyım
Sonu gelmez dertleri taşıyan hamalıyım
Kaldırımlar bilirde söylemezler halimi
Böylesi bir dünyada bu hayat çekilirmi
Kaldırımlar sırdaşım gece boyu yoldaşım
Süzülür karanlıklarla gece boyu göz yaşım
Bana sorun kaldırımlar kaç arşındır gidiş geliş
Her adım Rabbe gider sonsuzluğa yüceliş
Yürüdüm durmaksızın varmak için son noktaya
Ümidimi bağlamıştım yalnızca bir noktaya
Yine böyle bir gündü bir gece kaldırımda
Birden bir melek çıktı duruverdi karşımda
Bir anda gözleri gözlerime değdi
Birden yüzü kızardı utandı boyun eğdi
Ve ardından belirdi sıcacık bir tebessüm
Bir yanar dağ gibi, yandı derinden gönlüm
Sanki o gece yeniden,doğuşuma bir müjdeydi
Gönlüme bir anda yakan o ateşte nasıl şeydi
Bir ateşki ki artarak sardı her gün benliğimi
Döşeğim ateş,yorganım ateş ve yastığım ateş
Ben ateşi ilk defa ömrümde böyle gördüm
Ben Gönlümde yangını ilk defa böyle sevdim
Bir ceylan gibi ürkek ve kaçarken benden
Bir gizli davet vardı kaçarken bana senden
…….. hanım farklıydı benim için başkaydı
Beni ona bağlayan farklı bir şeyler vardı
Onun siyah, kalın kaşları,zeytin gibi gözleri
Ve inci gibi dizilen beyaz dişleri vardı
Somurtan insanlara inat onda bir güler yüz vardı
Altın kalpli bir hanım ve iyilik meleği idi
Bazen işi olur bana yolu düşerdi
Utanarak ve sessizce içeriye girerdi
………hanım farklıydı benim için başkaydı
Başkalarında olmayan onda çok şeyler vardı
Başında baş örtüsü yüzünde de bir nur vardı
Bir melek edasıyla o hep namaz kılardı
Belki paraca pulca yoksuldu ve fakirdi
Fakat iman yönüyle o herkesten zengindi
Bizim her ay düzenli gezi turlarımız vardı
Beyaz masa önünden otobüsler kalkardı
Aylardan ağustostu istanbul çok sıcaktı
Bana ise …….. hanım havadan da sıcaktı
Bütün gezi boyunca gözlerim hep ondaydı
…….. hanım benden utanır çekinirdi
Ne zaman göz göze gelsek başı öne düşerdi
Haya dolu bir kadındı benim için farklıydı
Onu böyle güzel kılan içindeki imanıydı
Maksadım aslında ne gezmekti nede tozmaktı
Amacım ……..hanımı yakından tanımaktı
Hayallerim düşlerim benim, hep onunlaydı
Her gezi benim için tatlı bir hatıraydı
Ve sair zamanlarda telefon konuşmalarımız vardı
Ona şiirler söylerdim o hep dinler susardı
Kim bilir belkide içinden ne hayaller kurardı
………hanım çalışkandı ve de çok hamarattı
Telefonla konuşsa da hep bir şeyler yapardı
Benimle de nede güzel hoş sohbetler yapardı
Ekseri ….. hanım hep bulaşık yıkardı
Bütün işini bitirir zamanı da artardı
Dedim ya ….. hanım gerçekten hamarattı
Ne zaman evlenelim desem bana hep hayır derdi
Bazen de bir ihtimal bekle ha beni derdi
Çikolata yüzlü …….hanıma hep çikolatalar verirdim
Aldığım çikolataları da hep özenle seçerdim
Mesajımı alsın diye,bana evet desin diye,beni alsın diye
Al beni (ülker ) yazan çikolatalar verirdim.
Buradaki mesajımı belki hiç sezmezdi
Belki anlasa da söylemez bu işine gelmezdi
Onu hep ısrarla evime davet ederdim
O ise ısrarla gelemem hep bana hayır derdi
Bazen de gelirsemde çıkmam ha geri derdi
Bana ilgisi vardı,hürmeti vardı,sevgisi vardı
……….hanım farklıydı benim için başkaydı
Acele etme sabret sanki beni bekle derdi
Ümit verir ışık verir sonra inkar ederdi
Adıyla adımı hep yan yana koyarak
Geceler yarısında hep namaza durarak
Yatağıma yorganıma uykuma veda ettim
Onu bana yazsın diye,kalbinden vursun diye
Bir bilseniz onun için ne dualar ettim
Ne yaptı isem olmadı,duam kabul bulmadı
Demek kader değilmiş,demek kısmet değimliş
Bütün hanımlar içinde bir ……..hanım vardı
Onun benim gönlümde ayrı bir yeri vardı
Bir yıldız gibi o da kaydı dünyamdan
Sanki bir masal gibi sanki yaşanmamış gibi
Oda gönül sayfamda bir anı olarak kaldı
Ben yine beni bekleyen boş kaldırımlara gideyim
Adım adım boşluğa sonsuzluğa yürüyeyim

Hikmet GÜNDÜZ 14/10/1998 Gece saat 2:15

ÖNEMLİ UYARI

Şiirler yasal güvence kapsamında olup kaynak ( site adresi ve şairin ismi verilmeden ) kullanılması ve yayınlanması yasaktır.

Bu aynı zamanda emek hırsızlığı olup kul hakkınIı ihlaldir